Kur'an - Allahın Hadisi logo

11. HUD Suresi , Mekke'de Nazil Olan Bu Sure 123 Ayetten Oluşmaktadır.




1
(1-2) Elif Lâm Râ. Bu, Allah’tan başkasına kul olmayasınız diye, her şeyden haberdar olan ve her hükmünde doğru karar veren Allah tarafından ayetleri muhkem kılınmış sonra da detaylı olarak açıklanmış bir kitaptır. Ben ise onun tarafından gönderilmiş sadece bir uyarıcı ve müjdeciyim.

3/79 - 11/25 - 39/64»39/66 - 4/35 - 6/18 - 6/73 - 6/103 - 34/1 - 3/103 - 6/104»6/105 - 24/34 - 46/27 - 2/119 - 3/45 - 35/24 - 48/8




2
(1-2) Elif Lâm Râ. Bu, Allah’tan başkasına kul olmayasınız diye, her şeyden haberdar olan ve her hükmünde doğru karar veren Allah tarafından ayetleri muhkem kılınmış sonra da detaylı olarak açıklanmış bir kitaptır. Ben ise onun tarafından gönderilmiş sadece bir uyarıcı ve müjdeciyim.

3/79 - 11/25 - 39/64»39/66 - 4/35 - 6/18 - 6/73 - 6/103 - 34/1 - 3/103 - 6/104»6/105 - 24/34 - 46/27 - 2/119 - 3/45 - 35/24 - 48/8




3
Rabbinizden günahlarınız için bağışlanma dileyin, sonra tövbe ile O’na yönelin ki belirlenmiş bir süreye kadar sizi güzel bir şekilde yaşatsın ve her erdem sahibine hak ettiği mükâfatını versin. Şayet yüz çevirecek olursanız ben sizin başınıza gelecek olan o korkunç günün azabından korkarım.

5/74 - 11/52 - 11/90 - 25/70»25/71 - 39/53




4
Er ya da geç dönüşünüz Allah’adır. Zira Allah her şey için bir ölçü koyandır.

5/18 - 6/36 - 7/125 - 10/56




5
Dikkat edin onlar güya Allah’tan kaçıp saklanmak için kalplerindeki kötü niyetleri örtüp gizlemeye çalışıyorlar. İyi bilin ki onlar kalplerinde olanları kat be kat örtüp gizleseler bile Allah onların gizlediklerini de açığa vurduklarını da bilir. Zira O, kalplerdeki en mahrem sırları bilendir.

16/19 - 16/23 - 47/26 - 67/13




6
Yeryüzünde hareket eden hiçbir canlı yoktur ki rızkı Allah’a ait olmasın. O, onların hayat mecrasındaki geçici ve kalıcı olarak yerleştikleri yeri bilir. Zira bunların hepsi apaçık bir kitapta/yasada mevcuttur.

2/126 - 16/52»16/56 - 16/71 - 17/31 - 29/60




7
Gökleri ve yeri altı aşamada yaratan O’dur. O, hanginiz daha güzel amel yapacak diye sizi sınamak için hükümranlığının en büyük göstergesi olan hayatı su ile başlatmış idi. Eğer onlara “Öldükten sonra kesinlikle yeniden diriltileceksiniz” diye söylesen o gerçeği örtbas eden kâfirler: “Bu apaçık sihirden/aldatmacadan başka bir şey değildir” derler.

10/3 - 32/4 - 57/4 - 21/30 - 24/45 - 25/54 - 18/36 - 34/3 - 41/50




8
Şayet onlardan o azabı belli bir süre ertelersek: – Onu engelleyen nedir, derler. İyi bilin ki o azap geldiği gün onu onlardan savuşturacak hiçbir güç olmayacak ve hafife aldıkları şey kendilerini çepeçevre kuşatacaktır.

16/61 - 18/58»18/59 - 35/45




9
Eğer biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp, sonra o nimeti çekip alsak hemen karamsarlığa kapılır ve nankörleşir.

17/83 - 34/15»34/21 - 89/15»89/28




10
Eğer ona dokunan sıkıntı ve darlıktan sonra onu nimetlere gark etmiş olsak bütün kötülükler benden uzaklaştı onlardan kurtuldum der ve küstahça bir övünce kapılır.

10/12 - 16/53»16/54 - 39/7»39/8 - 39/49 - 89/15»89/16




11
Yalnız sıkıntı ve darlıklara sabreden ve güzel işler yapanlar böyle şımarmazlar. İşte onlar için ilahi bir bağış ve muhteşem bir ödül vardır.

2/153 - 2/155 - 39/10




12
Sen: – Sana bir hazine indirilmeli veya seninle birlikte bir melek gelmeli değil miydi? Dedikleri için göğsün daralıp sana vahyedilenlerden bir kısmını az kalsın terk ediverecektin. Unutma ki sen sadece bir uyarıcısın, her şeye vekil olan sadece Allah’tır.

5/49 - 6/50»6/51 - 15/97 - 33/3




13
Yoksa: – Bu Kuran’ı kendisi uydurdu mu diyorlar? De ki: – Eğer iddianızda samimi iseniz Allah ile aranıza koyduğunuz herkesi yardıma çağırın da uydurulmuş on sure de siz getirin bakalım.

10/38 - 17/88 - 46/8




14
Eğer sizin bu meydan okumanıza cevap veremezlerse, iyi bilin ki bu Kuran Allah’ın sonsuz bilgisi ile indirilmiştir ve şunu da iyi bilsinler ki O’ndan başka ilah yoktur, sadece O vardır. Artık Müslüman oldunuz değil mi?

4/82 - 5/92 - 21/108




15
Kim bu dünya hayatını ve onun ziynetini isterse, burada onların yaptıklarının karşılığını tastamam veririz de onlar orada hiçbir haksızlığa uğratılmazlar.

17/18»17/19 - 42/20 - 75/2075/21




16
Ne var ki onların ahirette hak ettikleri ateşten başka bir şey olmayacaktır. Zira onların dünyadayken yapıp ettikleri her şey boşa gitmiştir. Zaten yaptıkları her şey de batıldır.

10/7»10/8 - 42/20




17
(Böyle birisi ile) Rabbinden gelen kesin bir bilgiye dayanan ve O’nun katından bir şahidin (İncil’in) izlediği ve ondan önce de bir önder ve rahmet olarak Musa’ya indirdiğimiz kitabı tasdik eden bir olur mu? İşte bunlar ilahi hakikatlere iman edenlerdir. Bu gruplardan kim bu hakikate inanmazsa onun varış yeri ateştir. Sakın sen bu Kuran’dan şüphe etme! Zira bu Rabbinden gelen hakkın ta kendisidir. Fakat insanların çoğu iman edip mümin olmuyorlar.

6/57 - 21/24 - 47/14 - 10/94 - 2/147 - 6/114 - 49/15




18
Kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat edenden daha zalim kim vardır? İşte onlar hesap için Rabblerinin huzuruna getirildiklerinde şahitler diyecekler ki: İşte Rablerine karşı yalan uyduranlar bunlardır, iyi bilin ki Allah’ın laneti Allah’a iftira eden bu zalimlerin üzerinedir.

6/21 - 6/93 - 10/17 - 10/69




19
–Onlar insanları Allah’ın gerçek dininden saptırır ve onu eğri büğrü göstermeye çalışırlar, onlar ahireti de hesaba katmayan kâfirlerdir.

14/2»14/3




20
İşte onlar, bu dünyada Allah’ın cezalandırmasından kurtulamayacaklar, ahirette ise Allah ile aralarına girip kendilerine yardım edecek evliyaları da olmayacaktır. Onlar kat be kat azaba çarptırılacaklar zira onlar hakikati duymaya katlanamıyorlardı ve gerçekleri de görmeye yanaşmıyorlardı.

13/34 - 64/5




21
İşte bunlar kendilerini mahvedenlerdir. Ve uydurdukları kurtarıcıları kendilerini yüzüstü bırakıp terk etmişlerdir.

2/166»2/167 - 33/66»33/68 - 34/31»34/33 - 40/47»40/50




22
Hiç kuşkusuz ki bunlar ahirette en çok hüsrana uğrayacak onlardır.

39/15 - 42/45




23
Ama iman edip, doğru işler yapanlar ve Rablerine yürekten bağlananlar, işte bunlar cennet halkıdırlar ve orada kalıcıdırlar.

4/173 - 18/30 - 22/23 - 13/30 - 14/12 - 64/13




24
Bu iki topluluğun durumu; kör ile gören, sağır ile işiten gibidir, örnek olarak bu ikisi bir olur mu? Hiç düşünüp ibret almaz mısınız?

35/19»35/23 - 38/28 - 40/58 - 68/35»68/37




25
Andolsun ki biz Nuh’u halkına elçi olarak göndermiştik. O da şöyle demişti: – Ben, size gönderilmiş apaçık bir uyarıcıyım.

71/1




26
Allah’tan başkasına kulluk etmeyin, eğer böyle yaparsanız ben sizin acı bir günün azabına uğramanızdan korkuyorum.

7/59




27
Bunun üzerine halkının ileri gelen kâfirleri şöyle dediler: – Bize göre sen de bizim gibi sıradan bir beşersin üstelik sana içimizden ayak takımından başkasının uymadığını da görüyoruz, senin bize bir üstünlüğünün olduğunu da düşünmüyoruz, bilakis sizin yalancı olduğunuza inanıyoruz.

23/64 - 38/6 - 41/6




28
Nuh şöyle dedi: - Ey halkım, düşünsenize, ya ben Rabbimden gelen apaçık bir belgeye/vahye dayanıyorsam ve bana katından bir rahmet/elçilik verilmişse siz de bunu görmüyorsanız? İstemediğiniz halde biz sizi iman etmeye zorlayabilir miyiz?

47/14




29
Ey halkım, ben sizden bu tebliğe karşılık bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi/mükâfatımı sadece Allah verecektir. Ben, iman eden kimseleri yanımdan kovacak da değilim. Zira onlar bir gün elbette Rabblerine kavuşacaklar. Fakat ben sizin cahilce hareket eden bir topluluk olduğunuzu görüyorum.

25/56 - 34/47




30
– Ey Halkım, eğer ben bunları kovarsam, Allah’a karşı beni kim savunup yardım edebilir? Hiç düşünmüyor musunuz?

6/52 - 18/28




31
Ayrıca ben size, “Allah’ın hazineleri benim yanımda” demiyorum. Ve ben gaybı/gelecekte olacakları da bilemem. Ve ben, size “Ben bir meleğim” de demiyorum. Küçümseyip hor gördükleriniz hakkında “Allah kesinlikle bunlara ileride hayır vermeyecek” diye bir hüküm de veremem. Zira onların içlerinde olan niyet ve düşünceleri en iyi Allah bilir. Eğer bunları söylersem o zaman ben haksızlık yapan zalimlerden olurum.

6/50 - 7/188




32
Dediler ki: – Ey Nuh, sen bizimle epey tartıştın ve tartışmada da çok ileri gittin. Eğer doğru söylüyorsan haydi bize vaat ettiğin azabı hemen getir.

17/11 - 67/25




33
Nuh da dedi ki: - Allah onu yeter ki dilesin onu sizin başınıza sardığında ondan asla kaçıp kurtulamazsınız.

11/36




34
Ben size ne kadar öğüt vermeye çalışırsam çalışayım eğer Allah sizin azgınlığınızı onaylamışsa benim size verdiğim öğütlerin hiçbir faydası olmaz, zira Rabbiniz O’dur, en sonunda Allah’a döndürüleceksiniz.

10/71




35
Yoksa “Uydurdu” mu? Diyorlar. De ki: – Eğer, onu ben uydurmuşsam bunun suçu bana aittir. Ben de sizin işlediğiniz suçlardan sorumlu değilim.

10/41 - 11/13




36
Nuh’a şöyle vahyedilmişti “Halkından şimdiye kadar iman edenlerin dışında kimse inanmayacak, o halde onların yaptıklarına sakın üzülme.”

18/6




37
– Şimdi sen bizim gözetimimizde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi inşa etmeye başla, sakın ola ki kendine yazık eden zalimler için bana yalvarma! Onlar kesinlikle boğulacaklar.

11/45




38
Nuh gemiyi inşa etmeye başladığında toplumun ileri gelenleri oradan her gelip geçtiklerinde onunla alay ederlerdi. Nuh da: – Bizimle alay edin bakalım, zamanı geldiğinde sizin bizimle alay ettiğiniz gibi biz de sizinle alay edeceğiz, derdi.

83/29»83/36




39
İşte o zaman dünyada rezil rüsva eden azabın kime gelip çatacağını ve ahirette de kalıcı azabın kimi kuşatacağını anlayacaksınız.

72/24




40
Sonunda azap ve helak emrimiz gelip de, her yerden sular fışkırmaya başlayınca Nuh’a dedik ki: – Her canlıdan birer çift ve haklarında helak hükmü verilmiş olanlar dışında kalan aileni ve iman edenleri gemiye bindir. Zaten onunla birlikte iman etmiş olanların sayısı çok azdı.

10/83 - 12/103 - 51/36




41
Nuh da: - Gemiye binin, onun yol alması da durması da Allah’ın adıyla olsun. Şüphesiz benim Rabbim, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir, dedi.

17/66




42
Gemi dağ gibi dalgalar arasında akıp gidiyordu. Nuh da bir kenara çekilmiş olan oğluna: – Yavrucuğum, gel bizimle beraber gemiye bin, kâfirlerle beraber olma! Diye seslendi.

46/15»46/17




43
Oğlu: – Ben bir dağa tırmanırım o dağ beni suda boğulmaktan korur dedi. Nuh da, – Bugün Allah’ın kendisine merhamet ettiğinden başkası kurtulamaz, dedi. O arada aralarına bir dalga girdi ve artık o da boğulanlardan biriydi.

39/53




44
Bir süre sonra “Ey gökyüzü yağmuru tut, ey yeryüzü suyunu çek!” diye emredildi. Sular çekildi ve hüküm gerçekleşti ve gemi Cudi’de karaya oturdu ve şöyle denildi: – Kahrolsun zalimler topluluğu!

63/4




45
Ve Nuh, Rabbine yalvararak şöyle dedi: – Rabbim, oğlum da benim ailemden biriydi ve şüphesiz senin vaadin de mutlaka yerine gelecektir. Zira sen hüküm verenlerin en adilisin.

34/26




46
Allah buyurdu ki: - O aile fertlerinden değildi, senin bu isteğin doğru olmayan bir davranıştır. Aslını bilmediğin bir konuda benden istekte bulunma ve senin cahillerden olmamanı öğütlerim.

17/36




47
Ve Nuh da: - Rabbim, aslını esasını bilmediğim şeyi senden talep etmekten sana sığınırım. Eğer beni bağışlamaz ve bana merhamet etmezsen işte o zaman büsbütün kaybedenlerden olurum, dedi.

7/23 - 17/36




48
Bunun üzerine denildi ki : - Ey Nuh, sen ve seninle birlikte olan topluluklara, katımızdan selam mutluluk ve bereket müjdesiyle gemiden inip yerleşin. Ve daha sonra gelecek toplumları geçici bir süre nimetlerden faydalandıracağız ama sonra (hak edenlere) katımızdan can yakıcı bir azap dokunacaktır.

7/25 - 28/77




49
İşte bu kıssa, sana vahyettiğimiz gayb haberlerdendir. Bundan önce ne sen ne de kavmin bu kıssayı bilmiyordunuz. O halde, sen de Nuh gibi zorluklara karşı sabırla diren zira mutlu son sorumluluğunu yerine getirenlerindir.

20/99




50
Ad toplumuna da soydaşları Hud’u gönderdik. O da: – Ey halkım, Allah’a gereği gibi kulluk edin, zira sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Siz Allah’a iftira etmekten başka bir şey yapmıyorsunuz, dedi.

7/65




51
Ey halkım, bu göreve karşılık ben sizden bir ücret istemiyorum. Benim ücretimi takdir etmek yalnızca beni yoktan yaratana düşer, bunu da mı düşünemiyorsunuz?

34/47




52
Ey halkım, günahlarınız için Rabbinizden af dileyin, sonra da iyiliklerle ve tövbe ile O’na yönelin ki üzerinize gökten bol bol rahmet yağdırsın ve gücünüze güç katsın, Ondan yüz çevirip de suçlu duruma düşmeyin.

11/90




53
– Ey Hud, sen bize apaçık bir belge/mucize getirmedin, sırf sen söyledin diye ilahlarımızı bırakacak değiliz ayrıca biz senin söylediklerine de hiç inanmıyoruz, dediler.

28/48




54
(54-55) - Bizim sana, “İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış” demekten başka söyleyecek bir sözümüz yok, dediler. Hud: – Bakın Allah şahidim olsun, siz de şahit olun ki, ben sizin Allah’tan başka ilahlık yakıştırıp şirk koştuğunuz o ortaklardan tamamen uzağım, haydi hepiniz birden bana istediğiniz tuzağı kurun sonra da bana göz açtırmayın, dedi.

6/81 - 8/30




55
(54-55) - Bizim sana, “İlahlarımızdan biri seni fena çarpmış” demekten başka söyleyecek bir sözümüz yok, dediler. Hud: – Bakın Allah şahidim olsun, siz de şahit olun ki, ben sizin Allah’tan başka ilahlık yakıştırıp şirk koştuğunuz o ortaklardan tamamen uzağım, haydi hepiniz birden bana istediğiniz tuzağı kurun sonra da bana göz açtırmayın, dedi.

6/81 - 8/30




56
Çünkü ben, sadece benim de sizin de Rabbiniz/sahibiniz olan Allah’a güvenip dayanmışım, Zira hiçbir canlı yoktur ki O’nun yönetimi altında bulunmasın. Şüphesiz ki Rabbimin yolu dosdoğru yolun ta kendisidir.

42/15




57
Eğer yüz çevirirseniz bilin ki ben, size ulaştırmakla görevli olduğum mesajları tebliğ ettim Rabbim, dilerse sizin yerinize başka bir toplum getirir ve O’na hiç bir şekilde zarar vermiş olamazsınız. Kuşkusuz benim Rabbim, her şeyi koruyup kollayandır, dedi.

5/54 - 6/133 - 21/109




58
Ve cezalandırma emrimiz gelince Hud’u ve onunla beraber iman edenleri katımızdan rahmet ve şefkatle kurtardık. Evet, onları berbat bir azaptan kurtardık.

10/103 - 30/47 - 40/51




59
İşte bu Ad toplumu Rablerinin mesajlarına bile bile inanmadılar ve Allah’ın elçilerine karşı geldiler ve onlar inatçı zorba kişilerin emirlerine uydular.

69/10




60
Bu yüzden dünyada lanete uğradılar, kıyamet günü de lanete uğrayacaklar. İyi bilin ki Ad toplumu da, Rablerinin mesajlarına inanmadılar. Dikkat edin, Hud’un kavmi Ad, tarih sahnesinden silindi gitti. Hud’un kavmi Ad’ın canı cehenneme!

3/86 - 7/72




61
Semûd toplumuna da soydaşları Salih’i gönderdik O da: – Ey halkım, yalnızca Allah’a kulluk ediniz. Zira sizin, O’ndan başka kulluk edeceğiniz bir ilahınız yoktur. Sizi topraktan meydana getiren ve sizin güzel bir ömür sürmenizi ve orayı imar etme imkânı bahşeden O’dur. O halde O’ndan af dileyin. Sonra da tövbe ile bilincinizi yenileyerek O’na yönelin. Kuşkusuz benim Rabbim (kendine yönelene) çok yakındır ve (duaları) kabul edendir, dedi.

2/186 - 7/73




62
Onlar da: Ey Salih, bundan önce aramızda sen gelecek vaat eden biriydin. Şimdi sen bizi atalarımızın taptıklarına kulluktan alıkoymaya mı çalışıyorsun? Tereddüt eder bir halde; “Doğrusu biz, davet ettiğin şeyler hakkında şüphe içindeyiz” dediler. 2/170

2/170




63
Ey kavmim dedi Salih, hiç düşündünüz mü ya ben Rabbimden bir belgeye/vahye dayanıyorsam ve O, bana katından bir rahmet/elçilik vermiş ise bu durumda ben Allah’a isyan edersem, bana Allah’tan gelecek cezaya karşı kim yard��m edebilir? (Eğer size uyarsam) bu takdirde siz benim yıkımımı artırmaktan başka bir şey yapmamış olursunuz.

7/73 - 11/17




64
– Ey halkım, İşte bu Allah’ın devesi size açık bir delildir. Onu bırakın, Allah’ın arzında otlasın. Sakın ona bir kötülük yapmayın, sonra sizi ani bir azap yakalar.

91/11»91/15




65
Deveyi hunharca kestiler bunun üzerine Salih “Yurdunuzda üç gün daha yaşayın bakalım, zira sizi uyardığım azap yalanlanamayacak bir vaattir.” dedi.

26/141»26/159 - 54/23»54/31




66
Cezalandırma emrimiz gelince Salih’i ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmet ile kurtardık dolayısıyla o gün yaşayacakları utançtan kurtardık. Kuşkusuz senin Rabbin var ya O sınırsız bir güç sahibidir ve üstün olandır.

10/103 - 30/47 - 40/51




67
Ve o zalimleri korkunç bir çığlık yakalayıverdi, dizüstü çökmüş bir halde evlerinde cansız donakaldılar.

7/78




68
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. İyi bilin ki, Rablerine nankörlük edenler bu Semud halkı idi. Ve iyi bilin ki Semud tarihten silindi gitti.

91/14




69
Andolsun ki elçilerimiz, İbrahim’e bilge bir oğlan çocuğu müjdesi ile gelmişler ve “Selam!” demişlerdi. İbrahim de: – Selam! Diye mukabele etmiş, çok geçmeden önlerine kızarmış bir dana kebabı getirmiş idi.

4/86 - 51/28




70
Fakat ona ellerini uzatmadıklarını görünce onlardan işkillendi ve içine bir korku düştü. - Korkma, dediler, biz, aslında Lut kavmine gönderildik.

51/26»51/27




71
Bu arada ayakta durmakta olan hanımı güldü, biz de ona İshak’ı müjdeledik, İshak’ın ardından da Yakub’u müjdeledik.

14/39




72
– Ardından şaşkınlık içerisinde “Vay başıma gelene, ben bu ihtiyar halimle çocuk mu doğuracağım? Üstelik kocam da iyice ihtiyarlamışken, bu gerçekten şaşılacak bir şey” dedi.

51/29




73
Melekler: - Sen Allah’ın takdirine mi şaşırıyorsun? Allah’ın rahmeti ve bereketi sizin üzerinize olsun ey hane halkı, şüphesiz ki odur her türlü övgüye layık olan ve sonsuz cömert olan, dediler.

37/108»37/109




74
Nihayet İbrahim’in korkusu geçip, meleklerin müjdesini de alınca Lut halkı için bizimle tartışmaya başladı.

51/31




75
Çünkü İbrahim, insanlara karşı çok yumuşak ve yufka yürekli idi ve kendini Allah’a adamış biriydi.

9/113»9/114




76
Melekler: - Ey İbrahim, bundan vazgeç. Şüphesiz Rabbinin cezalandırma talimatı gelmiştir, onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelmiştir, dediler.

15/63




77
Elçilerimiz, Lut’a gelince onları kavmine karşı koruyamayacağını düşünerek derin bir endişeye kapıldı ve yüreği daraldı. Ve "Bu gün çok çetin bir gün olacak" dedi.

15/67»15/68




78
Daha önce de bu çirkin işleri yapmaya alışmış olan halk, koşarak ona geldiler. Ve Lût onlara: – Ey kavmim, Allah’tan korkun da, misafirlerime karşı beni rezil etmeyin İşte kızlarım(ız) onlar sizin için temiz olandır. İçinizde hiç mi aklı başında bir adam yok? Dedi.

15/71




79
Onlar: - Sen de iyi biliyorsun ki senin kızlarında bizim gözümüz yok. Aslında sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun, dediler.

26/166




80
Lut: Ah keşke size karşı koyabilecek bir gücüm ya da sağlam bir kaleye sığınabilme imkânım olsa, dedi.

12/110




81
Melekler: - Ey Lût, biz, Rabbinin elçileriyiz. Onlar, sana asla ilişemeyecekler sen gecenin bir vaktinde ailenle birlikte yola koyul ve sizden hiç kimse ardına bakmasın, eşin hariç, zira o azgın toplumun başına gelecek bela onun da başına gelecektir. Onların azapla randevuları bu sabahtır. Zaten sabah da çok yakın değil mi? dediler.

51/35




82
(82-83) Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.



83
(82-83) Azap hükmümüz gelince o memleketin altını üstüne getirdik. Üzerlerine Rabbin tarafından hedefi belirlenmiş işaretli, püskürtü halinde sert taşlar yağdırdık. Bu taşların zalimleri de helak etmesi pek de uzak değildir.



84
Medyen halkına da soydaşları Şuayb’i gönderdik. – Ey halkım, dedi, yalnızca Allah’a kulluk edin. Çünkü sizin O’ndan başka ilahınız yoktur. Ölçü ve tartıda sakın hile yapmayın. Şu anda ben sizi her ne kadar bolluk ve refah içinde görüyorsam da ben yine de sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.

7/85




85
Ey Halkım, işte bunun için ölçü ve tartıyı hakkıyla yapın. İnsanların mallarını çalıp çırpmayın, böyle yaparak da memlekette bozgunculuk çıkarmayın.

26/181»26/182 - 83/1»83/3




86
Eğer mümin olursanız Allah’ın bıraktığı kâr sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin koruyucunuz değilim.

6/104 - 39/41




87
Onlar da: – Ey Şuayb, dediler, atalarımızın kulluk ettiğini terk etmemizi ya da mallarımız üzerinde istediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin salâtın mı/ibadetin mi emrediyor? Hâlbuki sen akıllı uslu bir adamsın!

38/6»38/9




88
Şuayb: – Ey halkım, düşünsenize, ya ben, Rabbimden gelen kesin bir delile/vahye dayanıyorsam ve beni katından güzel bir rızıkla/elçilikle rızıklandırmışsa? Oysa ben size yasakladığım konularda size muhalefet etmek istemiyorum/kendim bunları yaparak menfaat sağlamak istemiyorum. Ben sadece gücüm yettiğince düzeltmek istiyorum ama bunu başarabilmem de yalnızca Allah’ın yardımıyla mümkündür. Zira ben sadece O’na dayanmış ve sadece O’na yönelmişim.

21/24 - 47/14




89
– Ey halkım, bana düşmanlığınız sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin ya da Salih’in kavminin başına gelen felaketlere yol açacak günahlar işlemeye sürüklemesin. Lut kavmi de size hiç de uzak değil.

40/30»40/34




90
Öyleyse haydi Rabbinizden bağışlanma dileyip tövbe ile O’na yönelin! Kuşkusuz ki benim Rabbim çok merhamet edendir ve yanlıştan dönenleri çok sevendir.

5/74 - 11/2»11/3 - 11/52 - 110/1»110/3




91
– Ey Şuayb, dediler. Biz, senin söylediklerinin çoğunu anlamıyoruz ve üstelik senin aramızda ne kadar güçsüz biri olduğunu da görüyoruz. Eğer kabilenin hatırı olmasaydı seni taşlayarak öldürürdük. Zaten senin bize hiçbir üstünlüğün de yok.

26/116 - 36/18




92
Şuayb: Ey halkım, benim kabilemin hatırı sizin nazarınızda Allah’ın hatırından daha mı üstün ki Allah’ı hiç hesaba katmıyorsunuz? Elbette Rabbim sizin yaptıklarınızı kuşatacaktır, dedi.

32/14 - 45/34»45/35




93
Ey halkım, siz kendinize yakışanı yapın ben de (bana yakışanı) yapacağım. Zamanı geldiğinde rezil edici azabın kime geleceğini ve yalancının kim olduğunu öğreneceksiniz. Bekleyip görün bakalım ben de sizinle beraber bekliyorum, dedi.

6/158 - 15/96 - 20/135 - 67/29




94
Nihayet cezalandırma emrimiz gelince, Şuayb’i ve onunla beraber iman edenleri katımızdan bir rahmetle kurtardık. O zalimleri ise korkunç bir ses yakalayıverdi ve yurtlarında diz üstü cansız olarak yığılıp kaldılar.

10/103 - 30/47 - 40/51




95
Sanki orada hiç yaşamamışlardı. Evet! Medyen tarih sahnesinden tıpkı Semud’un silindiği gibi silindi gitti. Evet, Semud kavmi gibi Medyen halkının da canı cehenneme!

7/85»7/93




96
(96-97) Vaktiyle biz Musa’yı da ayetlerimizle ve açık bir ayet/mucize desteğimiz ile Firavun ve onun yönetici seçkinlerine göndermiştik. Ama onlar, tuttular da Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun’un yönetim sistemi hiç de akıllıca değildi.

20/42»20/43 - 43/46»43/47




97
(96-97) Vaktiyle biz Musa’yı da ayetlerimizle ve açık bir ayet/mucize desteğimiz ile Firavun ve onun yönetici seçkinlerine göndermiştik. Ama onlar, tuttular da Firavun’un emrine uydular; oysa Firavun’un yönetim sistemi hiç de akıllıca değildi.

20/42»20/43 - 43/46»43/47




98
Firavun, kıyamet günü halkının önüne düşecek ve peşinden gidenleri ateşe sürükleyecek. Ne berbat o sürüldükleri yer!

20/79 - 28/41»28/42




99
Burada lanete uğradılar kıyamet günü de uğrayacaklar. Ne berbat bir paydır paylarına düşen.

40/46




100
Sana bu kıssasını anlattıklarımız helak olmuş o memleketlerin acı hikâyelerinden bazılarıdır, hala onlardan (kalıntıları) ayakta duran da vardır, biçilmiş ekin gibi yerinde yeller esen de/kökü kazınmış olan da vardır.

7/101 - 11/120 - 20/99




101
Biz onlara haksızlık etmedik fakat onlar kendi kendilerine zulmedip yazık ettiler. Rabbinin azap hükmü gelince de Allah ile aralarına koyup dua ile yalvarıp yakardıkları ilahlarının onların hüsranlarını artırmaktan başka onlara hiçbir faydası olmadı.

3/117 - 10/44 - 18/49




102
– Senin Rabbin, halkları zalim olan ülkeleri cezalandırdığı zaman işte böyle cezalandırır. Şüphesiz O’nun cezalandırması çok can yakıcıdır ve pek dehşetlidir.

18/58»18/59 - 22/48




103
İşte bunda ahiret azabından korkanlara ibretler vardır. İşte bu gün bütün insanlığın toplandığı gün ve her şeyin şahitlendirildiği gündür.

24/37 - 25/65»25/66 - 32/25»32/26




104
Biz, o günü sadece sayısı belli bir süreye kadar erteleriz.

14/42»14/44 - 18/57»18/58 - 35/45




105
O gün gelince, Allah’ın izin verdikleri dışında hiç kimse konuşamayacak, o gün insanların bir kısmı bedbaht ve mutsuzdur, bir kısmı da bahtiyar ve mesuttur.

123/108 - 50/28 - 78/38 - 42/7 - 64/2




106
Bedbaht olanlar ateşe girecekler ve orada inim inim inleyecekler.

22/22 - 32/20 - 35/37 - 40/47»40/50




107
Rabbin aksini dilemezse, gökler ve yer durdukça onlar orada kalacaklar. Şüphesiz senin Rabbin, dilediğini yapandır.

23/99»23/118 - 43/74»43/78




108
Mesut olanlar ise cennettedirler. Rabbin aksini dilemezse gökler ve yer durdukça cennette kalacaklar. Bitmez tükenmez bir nimete nail olacaklar.

10/26 - 35/33»35/35 - 36/55»36/58




109
Artık şu adamların neye ibadet ettiklerinden hiç şüphen olmasın, zira onlar, daha önce babalarının ibadet ettikleri gibi ibadet ediyorlar. Hiç şüphe yok ki biz onların payına düşeni eksiksiz ödeyeceğiz.

2/170»2/171 - 37/69»37/70




110
Andolsun ki biz Musa’ya da kitap vermiştik de onlar, onda da görüş ayrılığına düşmüşlerdi. Eğer daha önce Rabbin tarafından verilmiş bir kelime/söz olmasaydı, aralarında hüküm verilir ve işleri bitirilirdi. Onlar hala bundan da şüphe içindedirler.

6/91 - 14/5 - 35/45 - 45/16»45/17




111
Hiç şüphen olmasın ki Rabbin onların her birine yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Çünkü Allah, onların yaptıkları her şeyden haberdardır.

3/153 - 14/42 - 24/64 - 27/93




112
Öyleyse sen emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Senin yanında Allah’a yönelenler de. Sakın ola ki taşkınlık yapmayın. Şüphesiz ki O, yaptıklarınızı görmektedir.

42/15




113
Ve sakın yanlışta ısrar eden zalimlere en ufak meyil göstermeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka evliya ve koruyucunuz olmadığına göre sonra hiç yardım da göremezsiniz.

8/73 - 45/19




114
Gündüzün iki tarafında (öğle ve ikindi) ve gecenin gündüze yakın vakitlerinde (Sabah, akşam ve yatsı) namazını kıl, unutma ki iyilikler kötülükleri giderir. İşte bu, öğüt alacaklara bir hatırlatmadır.

17/78 - 20/130 - 30/17»30/18




115
Ve sen (sıkıntı ve zorluklara karşı) sabret! Zira Allah sebat eden iyilerin mükâfatını asla zayi etmez.

2/153 - 16/127 - 39/10




116
Keşke çıksaydı. Sizden önceki nesiller arasında, kendilerini kurtardığımız küçük bir azınlık dışında yeryüzündeki bozulma ve çürümeyi engellemeye çalışan akıllı ve şuurlu kimseler ne yazık ki çıkmadı. Zulme gömülmüş çoğunluk ise refah ve zenginliğin cazibesine kapılıp şımararak günaha gömüldüler.

3/104 - 5/63 - 5/79




117
Yoksa senin Rabbin, halkı doğru dürüst davrandığı müddetçe ülkeleri haksız yere helak edecek değildir.

6/47 - 28/47




118
Zaten Rabbin isteseydi, tüm insanlığı tek bir ümmet yapardı. Bu yüzden insanlar farklı farklı inançları benimsiyorlar.

10/99 - 13/31 - 3/103 - 6/159 - 30/32




119
Yalnız Rabbinin vahyine uyanlar bunun dışında. Zaten tüm insanları bu rahmete nail olmaları için yarattı. Vahye sırt çeviren görünür ve görünmez iradeli varlıklarla cehennemi tıka basa dolduracağım sözü gerçekleşmiş oldu.

7/179 - 32/13




120
Bizim sana aktardığımız elçilerin bazı haberlerinden her biri senin yüreğini perçinlememiz içindir. Bu konuda sana hem hak/Kuran, hem de müminler için bir öğüt ve hatırlatma gelmiştir.

7/101 - 9/70 - 20/99




121
İman etmeyenlere de de ki: – Siz kendinize yakışanı yapın biz de bize yakışanı yapacağız.

6/125 - 7/146




122
Ve bekleyin bakalım, zaten biz de bekliyoruz.

6/158 - 9/24 - 51/14




123
Göklerde ve yerde bilinmeyen ne varsa hepsi Allah’ın bilgisindedir. Sonunda her iş döner dolaşır Allah’ın dediğine varır, öyleyse sen sadece O’na kulluk et ve sadece O’na dayanıp güven. Zira senin Rabbin onların yaptıklarına asla duyarsız değildir.

3/180 - 58/6 - 67/29

www.allahinhadisikuran.com - Kur'an - Allahın Hadisi