Kur'an - Allahın Hadisi logo

2. BAKARA Suresi , Medine'de Nazil Olan Bu Sure 286 Ayetten Oluşmaktadır.




1
Elif. Lam. Mim.



2
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için doğru yol kılavuzu olan işte bu kitabın içinde hiçbir şüpheye yer yoktur.

4/82 - 2/23 - 17/9 - 45/20




3
O korunmak isteyenler ki; gayba/Kuran'da bildirilenlere inanır, namazı kılar ve verdiğimiz rızıktan harcarlar.

4/103 - 51/19 - 81/24




4
Yine bunlar; sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilenlere ve ahirete de kesin olarak inanırlar.

2/136 - 12/111 - 42/13




5
İşte bunlar Rablerinin rehberliğinde olanlardır ve işte bunlardır kurtuluşa erecek olanlar.

3/51 - 31/5 - 36/60»36/61




6
Gerçeği örtbas eden kâfirlere gelince; onları uyarsan da uyarmasan da fark etmez, onlar artık inanmazlar.

6/111 - 10/96»10/97 - 36/10




7
O kâfirler Allah'ın yol gösterici kitabı Kuran'a kalplerini ve kulaklarını kapatmış gözleri ile görmek istememişler ve azabı hak etmişlerdir.

40/35 - 16/108 - 18/57




8
İnsanlardan bir kısmı da Allah'a ve ahiret gününe inanmadıkları halde inandık derler, hâlbuki onlar mümin değillerdir.

2/75»2/76 - 3/119 - 24/47




9
Bununla Allah'ı ve inananları aldatmaya uğraşırlar, ama kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında olmazlar.

4/138»4/143 - 5/105 - 63/2




10
Onların kalplerinde hastalık vardır. Allah ile aldattıkları için hastalıkları artırmıştır. Onlara, yalan söylemelerinden dolayı acı veren azap vardır.

3/7 - 9/125 - 74/31




11
Onlara "Yeryüzünde bozgunculuk yapmayın." Denildiğinde "Bizler sadece düzelticiyiz." derler.

9/37 - 16/88 - 47/14




12
İyi bilin ki asıl bozguncular kendileridir, fakat farkında değillerdir.

13/33 - 27/4




13
Onlara "İman eden insanların inandığı gibi inanın!" denilince, "Beyinsizlerin inandığı gibi mi inanalım?" derler. Dikkat edin! Asıl beyinsizler kendileridir, fakat bilmezler.

7/65»7/68 - 11/25»11/27




14
İnananlarla karşılaştıklarında "İnandık" derler. Şeytanlarının yanına varınca da "Biz, sizinle beraberiz. Onlarla sadece alay ediyoruz" derler.

2/75»2/76 - 35/8




15
Allah onlara süre verir yanlıştan dönmeleri için ama onlar alaycı tutumları içinde şaşkın ve taşkınlıkları ile bocalarlar.

10/12 - 13/33 - 35/45 - 43/36»43/37




16
İşte bunlar, doğru yol yerine sapıklığı satın aldılar ama bu ticaretleri asla kâr etmedi ve onlar doğru yolu bulanlardan da olamadılar.

2/175 - 43/36»43/37




17
Onların hali, çevresini aydınlatmak için ateş yakan kimsenin haline benzer. Ateş onun çevresini aydınlattığı sırada Allah onun ışığını giderir de hiçbir şey göremez bir halde onları karanlıklar içerisinde bırakıverir.

2/257 - 6/39 - 24/40




18
Onlar sağırdırlar, dilsizdirler ve kördürler. Artık bir daha dönemezler.

6/50 - 7/179 - 46/26




19
Yahut onların durumu gökten boşanan bir yağmura benzer. O yağmurda karanlıklar, gök gürültüsü ve şimşek vardır. Onlar yıldırımlardan ölüm korkusuyla parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Şüphesiz ki Allah bu kâfirleri çepeçevre kuşatmıştır.

2/171 - 6/39 - 24/40




20
Şimşek sanki gözlerini kör edecek gibi olur; şimşek çevrelerini aydınlattığında onun ışığında yürürler, ortalık birden kararınca da orada dikilip öylece kalırlar. Eğer Allah isteseydi onların kulaklarını sağır ve gözlerini de kör ederdi. Zira Allah her şeye gücü yetendir.

6/122 - 24/40




21
Ey insanlar! Sizi ve sizden öncekileri yaratan Rabbinize/sahibinize kulluk ediniz ki, O'na karşı gelmekten korunmuş olasınız.

2/63 - 27/89 - 76/10»76/11




22
O, yeryüzünü sizin için bir yaşam alanı kıldı, gökyüzünü de üzerinize bir bina yaptı. Gökten su indirerek de size rızık olsun diye onunla çeşit çeşit ürünler yetiştirdi. Bütün bunları bildiğiniz halde birilerini Allah'a denk tutmayın.

2/29 - 2/165 - 7/10




23
Eğer kulumuza indirdiğimiz Kur'an'dan şüpheniz varsa ve iddianızda samimi iseniz Allah'ın berisinden tüm şahitlerinizi de yardıma çağırın da bunun benzeri bir sure de siz getirin.

10/37 - 11/13




24
Eğer bu işi yapamazsanız ki asla yapamayacaksınız, o zaman, kâfirler için hazırlanan ve yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten kendinizi koruyun.

3/131 - 8/14 - 21/98 - 66/6




25
İman eden ve imanının gereği iyi ve güzel işler yapanlara, tabanından ırmakların çağladığı cennetler olduğunu müjdele! Ne zaman oradaki rızıklardan rızıklandırılsalar "Bu, daha önce de rızıklandığımız şey!" diyecekler. O rızıklar kendilerine dünyadakilerin bir benzeri olarak verilecektir ve orada onlar için tertemiz eşler de vardır ve onlar orada kalıcıdırlar.

41/8 - 9/124 - 36/11 - 42/22»42/23




26
Allah bir sivrisineği veya daha büyüğünü misal olarak vermekten çekinmez. İman edenler, bunun Rablerinden gelen hak/gerçek olduğunu bilirler, ama gerçeği örtbas eden kâfirlerin çoğu: "Allah, bu misalle ne demek istiyor?" diyerek Allah'ın doğru yolundan çıkarlar.

22/73 - 37/162




27
Ki onlar, Allah ile yapılan fıtrat sözleşmesini kabul ettikten sonra bozanlar, Allah'ın birleştirilmesini emrettiği şeylerin arasını ayıranlar ve yeryüzünde bozgunculuk yapanlardır. İşte kaybedecek olanlar onlardır.

7/172 - 13/25




28
Nasıl olur da Allah'a karşı nankör olabilirsiniz? Oysa siz cansız iken size can verdi. Sonra sizin canınızı alacak, sonra da sizi diriltecek ve sonunda yalnızca O'na döndürüleceksiniz.

40/11 - 30/19




29
O, Allah ki yeryüzündeki her şeyi sizin için yaratmış sonra gökyüzüne yönelip yedi kat gök olarak düzenlemiştir. Zira O her şeyi bilendir.

2/21 - 67/3




30
Hani Rabbin meleklere: "Ben yeryüzünde bir halife/yönetici tayin edeceğim." demişti. Melekler de "Yeryüzünde bozgunculuk yapan ve kan dökenlerden birisini mi halife/yönetici tayin edeceksin? Oysa biz seni durmadan övgü ile tespih ve takdis ediyoruz." dediler. Allah "Ben sizin bilmediklerinizi biliyorum." dedi.

6/165 - 7/69 - 38/26




31
Allah Âdem'e bütün isimleri öğretti. Sonra onları meleklere sunarak "Eğer sözünüzde samimi iseniz şunların isimlerini bana haber verin." dedi.



32
"Sen yücelerden yücesin! Senin bize öğrettiğinden başka bizim hiçbir bilgimiz yoktur. Bilen de hüküm veren de sensin sen." dediler.

2/255 - 59/22»59/24




33
Allah: "Ey Âdem! Onlara, şunların isimlerini haber ver." dedi. Âdem de meleklere onların isimlerini haber verince Allah "Size göklerin ve yerin gaybını ben bilirim aynı şekilde sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de sadece ben bilirim demedim mi?"

7/11»7/23 - 67/13




34
Meleklere "Âdem için secde edin/emre amade olun" demiştik de onlar da hemen emre amade oldular. Sadece İblis kaçınmış, büyüklenmiş ve kâfirlerden olmuştu.

7/11 - 15/29 - 17/61 - 20/116




35
"Ey Âdem! Sen ve eşin yeryüzü bahçesine yerleşin, dilediğiniz yerden bol bol yiyin ve şu kötülüğe/günaha yaklaşmayın/dünyayı ahirete tercih etme, yoksa kendilerine yazık edenlerden olursunuz." demiştik.

7/19»7/20 - 15/28»15/44 - 17/61»17/65




36
Şeytan oradan ikisinin de ayağını kaydırdı, onları bulundukları yerden çıkardı. Biz de onlara "Hepiniz birbirinize düşman olarak oradan inin, yeryüzünde sizin için bir müddet yerleşme ve geçici bir yararlanma vardır." dedik.

7/11»7/23 - 18/50 - 35/6




37
Âdem, Rabbinden birtakım kelimeler aldı. Bunun üzerine, Rabbi de onun tövbesini kabul etti. Nitekim o, tövbeleri daima kabul eden ve merhametli olandır.

7/23 - 9/104 - 39/53




38
"Hepiniz oradan inin! Tarafımdan size bir doğru yol kılavuzu gelecek; kim benim doğru yol kılavuzuma uyarsa, onlara hiçbir korku yoktur ve onlar hiç üzülmeyeceklerdir." dedik.

20/11 - 20/123 - 38/71»38/85




39
Ama bizim ayetlerimize inanmak istemeyen ve onlara karşı yalana sarılanlar, cehennem halkı olacaklar ve onlar orada kalıcıdırlar.

4/155 - 2/81




40
Ey İsrailoğulları, bir zamanlar benim size verdiğim nimetimi hatırlayın. Bana verdiğiniz ahdi/sözü tutun ki ben de size verdiğim ahdimi/sözümü tutayım. Yalnızca benden çekinin!

5/20 - 14/5




41
Ve elinizde bulunanı tasdik edici olarak indirdiğim (Kuran'a) inanın ve onu inanmayarak kafir olanların ilki siz olmayın. Ayetlerimi az bir pahaya satmayın; yalnızca bana karşı sorumlu davranın!

2/91 - 7/157»7/158 - 42/13




42
Hakka batılı karıştırarak bile bile hakkı (Kuran'ı) gizlemeyin.

3/7 - 18/56




43
Namazı kılın, zekâtı verin, boyun eğenlerle beraber siz de boyun eğin.

2/177 - 22/77




44
Siz kitabı/Kuran'ı okuyup durduğunuz halde, insanlara iyiliği emrediyor da kendinizi unutuyor musunuz? Hiç aklınızı kullanmıyor musunuz?

3/188 - 21/10 - 61/2»61/3




45
Sabır ve salât ile Allah’tan yardım isteyin. Çünkü bu, Allah’a içten saygı duyanların dışındakilere ağır gelir.

2/186 - 40/60 - 87/15




46
Ki onlar Rablerine kavuşacaklarına inanırlar. Zaten O’na dönecekler.

7/125 - 10/7 - 23/60




47
Ey İsrailoğulları! Size olan nimetimi ve bir zamanlar sizi toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.

7/140 - 14/6




48
Öyle bir günden sakının ki; o gün kimsenin kimseye faydası olmayacak, kimseden şefaat kabul edilmeyecek, kimseden fidye alınmayacak ve onlar yardım da görmeyecekler.

2/123 - 2/254 - 39/43»39/44




49
Hatırlayın hani biz sizi Firavun hanedanından kurtarmıştık. O, size işkencenin en kötüsünü reva görüyor yani oğullarınızı kesiyorlar, kızlarınızı ise sağ bırakıyorlardı. Bunda Rabbinizden sizin için büyük bir imtihan vardı.

28/4 - 7/141




50
Hani sizin için denizi yarıp sizi kurtarmış ve gözünüzün önünde Firavun ve hanedanını suda boğmuştuk.

10/90 - 26/63




51
Musa ile kırk gece için sözleşmiştik sonra buzağıyı ilah edinerek kendinize zulmetmiştiniz.

4/153 - 7/142 - 7/148 - 20/83»20/88




52
Bundan sonra da belki şükredersiniz diye sizi affetmiştik.

4/153 - 43/46»43/52




53
Doğru yola gelesiniz diye Musa’ya kitabı ve Furkan’ı (doğru ile yanlışı ayıranı) vermiştik.

3/3»3/4 - 21/48




54
Hani Musa kavmine demişti ki “Ey halkım! Siz buzağıyı ilah edinerek kendinize yazık ettiniz. Hemen yaratıcınıza tövbe edip, benliğinizdeki kötülükleri öldürün. Böyle yapmanız, yaratıcınız katında sizin için daha hayırlıdır, böylece O sizin tövbenizi kabul eder, zira O tövbeleri çokça kabul eden ve merhamet edendir.”

2/185 - 3/4 - 21/48 - 25/70 - 20/82




55
“Ey Musa, Allah’ı apaçık görmedikçe sana inanmayacağız.” demiştiniz de göz göre göre sizi yıldırım çarpmıştı.

4/153 - 7/143




56
Belki şükredersiniz diye ölümünüzden sonra sizi tekrar diriltmiştik.

4/153 - 14/7




57
Sizi bulutlarla gölgelendirmiş, Menn ve Selva (kudret helvası ve bıldırcın) indirmiştik. “Size rızık olarak verdiğimiz temiz ve güzel şeylerden yiyin.” Oysa onlar bize zulmetmiyor ancak kendi kendilerine zulmedip yazık ediyorlardı.

43/76 - 7/160 - 20/80»20/81




58
Hani demiştik ki "Şu kasabaya girin, dilediğiniz yerden istediğinizi bol bol yiyin. Kapısından alçak gönüllü olarak girin ve "Bağışla" deyin ki biz de sizin hatalarınızı bağışlayalım. Güzel davrananların mükâfatını da artırırız."

7/161»7/162




59
Fakat zulmederek yanlış yapanlar kendilerine söylenmiş olan sözü başka bir sözle değiştirdiler. Biz de bizim sözümüzü değiştirenlerin üzerine, günaha dalıp yoldan çıktıkları için gökten bela yağdırmıştık.

9/24 - 32/18»32/20 - 48/15




60

Musa halkı için su aradığında “Asan ile şu taşa vur.” dedik. Ondan on iki pınar fışkırdı ve her grup su içeceği pınarı öğrenmişti. Allah’ın rızkından yiyin, için; fakat yeryüzünde bozguncular olarak, taşkınlık yapmayın!

5/12 - 7/160




61

Sizin de “Ey Musa, biz bir çeşit yemeğe sabredemeyiz. Bizim için Rabbine dua et de, bize yerde biten sebze, salatalık, sarımsak, mercimek ve soğan çıkarsın.” dediğiniz zaman, Musa; “Hayırlı olan özgürlüğü, daha aşağı olan soğan, sarımsaklarla değiştirmek mi istiyorsunuz? Şehre inin, orada istediğiniz var.” demişti ve onlara alçaklık ve yoksulluk damgası vuruldu. Allah’ın gazabına uğradılar. Bu, onların Allah’ın ayetlerine inanmamaları ve Nebilerini haksız yere öldürmelerinden dolayı idi. Bu, isyan etmelerinden ve sınırı aşmalarından dolayı idi.

4/100 - 9/63




62
Şüphesiz inananlar, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabilerden kim Allah'a ve ahiret gününe inanır, doğru ve güzel davranırsa; onların ödülleri Rableri katındadır. Onlara bir korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

3/110»3/114 - 5/68»5/69 - 22/17




63

Sizden sapa sağlam misak/söz almış. Dağı da üzerinize kaldırmış “Allah'a karşı gelmekten sakınabilmeniz için size verdiğimiz kitaba kuvvetle sarılın ve onun içindekileri aklınızda tutun.” demiştik.

2/83 - 7/171 - 43/43




64
Bundan sonra yine yüz çevirmiştiniz. Eğer Allah'ın size olan lütfu/ikramı ve merhameti olmasaydı, elbette kaybedenlerden olurdunuz.

2/83»2/85 - 4/154»4/155




65

İçinizden cumartesi gününde yasağı çiğneyenleri de elbette biliyorsunuz. İşte biz onlara; “Horlanmış ve aşağılanmış bir şekilde maymunlaşın/zillet ve esaret içinde yaşayın.” dedik.

5/60 - 7/168




66

Böylece onların uğradığı bu cezayı hem önlerinde bulunanlar için, hem de kendilerinden sonra gelecekler için bir ibret ve sorumlu davrananlar için de bir öğüt vesilesi yaptık.

5/60 - 7/179 - 25/44




67
Hani Musa kavmine "Allah, size bir sığır kesmenizi emrediyor." demişti. Onlar "Bizimle alay mı ediyorsun?" demişlerdi. Musa da "Ben cahillerden olmaktan Allah'a sığınırım." demişti.

2/67»2/71 - 5/101




68
“Rabbine bizim için dua et de bize onun nasıl bir şey olduğunu açıklasın.” dediler. Musa; “Allah, onun ne pek yaşlı ne de pek körpe olduğunu söylüyor. Artık size emredilen şeyi yapın” dedi.

2/67»2/71 - 17/101




69
“Bizim için Rabbine dua et de, onun ne renk olduğunu bize iyice açıklasın.” dediler. Musa; “Allah, onun bakanların içini açan, parlak sarı bir sığır olduğunu söylüyor.”

2/67»2/71




70

Onlar; “Rabbine dua et, bize açıkça bildirsin. Çünkü bizce sığırlar birbirine benzer. Allah dilerse elbette doğru yolda oluruz.” dediler.

2/67»2/71




71
Musa; “Allah, onun yeri sürüp ekini sulayarak boyunduruk altında ezilmemiş, kusursuz, alacasız bir sığır olduğunu söylüyor.” dedi. “Şimdi gerçeği bildirdin.” deyip sığırı kestiler; az kalsın bunu yapmayacaklardı.

2/67»2/71




72
Hani siz bir kimseyi öldürmüş ve suçu da birbirinize atmıştınız. Oysa Allah gizlemekte olduğunuzu ortaya çıkaracaktı.

2/77 - 18/49 - 99/1»99/8




73

“Onun bir parçasıyla vurun/cinayeti çözme yöntemini kullanın!" dedik. İşte Allah ölüleri de böyle diriltir. Ve aklınızı kullanasınız diye size ayetlerini gösterir.




74

Bundan sonra kalpleriniz yine katılaştı. Taş gibi hatta daha da katı oldu. Nitekim nice taşlar vardır ki, içlerinden ırmaklar kaynar. Yine nice taşlar vardır ki yarılır da ondan sular fışkırır. Ve yine nice taşlar vardır ki Allah korkusundan yuvarlanırlar. Allah yaptıklarınıza karşı duyarsız değildir.

2/77 - 6/120 - 7/33




75

Onların size inanmalarını mı umuyorsunuz? Oysa onlardan bir grup vardır ki Allah’ın kelamını işitirler de düşünüp akıl erdirdikten sonra, bile bile onu tahrif ederler.

27/11 - 67/10




76
İnananlarla karşılaştıkları zaman "İnandık." derler, birbirlerinin yanlarına vardıklarında; "Rabbinizin yanında size karşı delil getirsinler diye mi Allah'ın size açıkladığını onlara anlatıp duruyorsunuz? Bunu dahi düşünmüyor musunuz?" derlerdi.

2/14 - 3/72»3/73 - 8/20




77

Oysa onlar, gizlediklerini de açıkladıklarını da Allah’ın bildiğini bilmiyorlar mı?

11/5 - 13/10 - 67/13




78

Onların bir kısmı ümmidir, Kitabı bilmezler bildikleri sadece birtakım kuruntulardır. Onlar sadece zannı bilgiye tabi olurlar.

3/20 - 2/2 - 10/36




79

Yazıklar olsun kendi elleriyle kitap yazıp sonra onunla az bir kazanç edebilmek için “Bu Allah katındandır.” diyenlere! Yazıklar olsun onların elleriyle yazdıklarına, yazıklar olsun onların kazandıklarına!

3/78 - 6/93 - 51/10




80

Ve bir de kalkıp “Ateş bize sayılı birkaç gün dışında dokunmaz.” derler. Sor onlara “Allah katından bu konuda bir ahit/söz mü aldınız? Eğer, öyle ise Allah ahdinden/sözünden dönmez; yoksa Allah hakkında bilmediğiniz bir şey mi uyduruyorsunuz?”

3/24 - 10/18 - 82/16




81

Evet gerçek şu ki; günah işleyip sonra günahı kendisini çepeçevre kuşatmış olanlar, işte onlar cehennem halkıdır. Onlar orada kalıcıdırlar.

2/39 - 4/115 - 7/146»7/147




82
İman edip, imanının gereği olan doğruları yapanlara gelince; işte bunlar cennet halkıdır. Bunlar da orada kalıcıdırlar.

29/7 - 43/67»43/73




83
İsrailoğullarından; “Allah‟tan başkasına kulluk etmeyin. Anaya, babaya, yakın akrabaya, yetimlere, yoksullara iyilik edin. İnsanlara güzel söz söyleyin, namazı kılın; zekâtı verin!” diye misak/söz almıştık. Sonra siz pek azınız dışında sözünüzden döndünüz ve hala da dönmeye devam ediyorsunuz.

2/63»2/177 - 4/36




84
Sizden, "Kendi kanınızı akıtmayın, birbirinizi yurdunuzdan çıkarmayın." diye misak/söz almıştık; sonra siz de söz vermiştiniz ve siz de buna hâlâ şahitlik ediyorsunuz.

2/63 - 2/83 - 5/12




85
Buna rağmen, sizlersiniz birbirinizi öldüren, aranızdan bir grubu yurtlarından süren, onlara karşı günah ve düşmanlıkta birleşen, üstelik -onları çıkarmak size haramken- esir olarak geldiklerinde fidyelerini veren yine sizlersiniz. Yoksa siz, kitabın bir kısmına inanıyorsunuz da bir kısmına inanmıyorsunuz? Şu hâlde içinizden böyle yapanın cezası dünya hayatında rezil olmak ve kıyamet gününde azabın en şiddetlisine uğratılmaktan başka nedir? Allah sizin yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.

15/91 - 43/46»43/52




86

İşte onlar, ahirete karşı, dünya hayatını satın alan kimselerdir. Onlardan azap hiç hafifletilmeyecek. Ve onlar, hiçbir yardım da göremeyecekler.

40/49 - 28/41




87
Andolsun Musa'ya kitap verdik. Ondan sonra da birbiri ardınca elçiler gönderdik. Meryem oğlu İsa'ya da belgeler verdik ve onu kutsal ruhla destekledik. Size ne zaman bir elçi, hoşunuza gitmeyen bir şeyle gelse, büyüklük taslayarak bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz.

2/91 - 5/110




88

Bir de kalkıp “Kalplerimiz kapalıdır” dediler. Hayır, gerçeği örtbas etmelerinden dolayı Allah'ın lânetine uğradılar. Onların çok azı hariç inanmazlar.

12/103 - 11/17 - 41/5




89

Allah katından, onlara, yanlarında bulunanı tasdik eden bir kitap geldiğinde; oysa daha önce kâfirlere karşı zafer kazanmayı bekliyorlardı. Fakat o tanıdıkları mesaj gelince buna inanmadılar. Böylece Allah’ın laneti bu kâfirlerin üzerine olsun.

2/41 - 12/111




90

Allah‟ın kullarından dilediğine, kitap indirmesini çekemeyip, Allah'ın indirdiğini inkâr ederek, kendilerini ne kötü bir şey karşılığında sattılar öyle! Bu yüzden gazap üstüne gazaba uğradılar. Gerçeği örtbas eden bu kâfirlere onur kırıcı bir azap vardır.

5/80 - 16/106




91

Onlara; “Allah'ın indirdiğine inanın!” denildiğinde, “Biz, bize indirilene inanırız.” deyip ondan sonra gelen Kuran‟a inanmadılar. Hâlbuki bu, ellerinde bulunanı tasdik eden hak bir kitaptır. Onlara de ki; “Gerçekten size indirilene inanıyor idiyseniz daha önce Allah'ın nebilerini niçin öldürüyordunuz?”

2/170 - 2/87




92
Gerçekte Musa size apaçık delillerle gelmişti de sonra onun ardından buzağıyı ilah edinmiştiniz. İşte siz, böylece kendinize yazık ettiniz.

2/67»2/71 - 7/148




93
Bir vakit de sizin liderinizi ( tur) dağına davet ederek misak/söz almış; "Size verdiğimize kuvvetle sarılın ve vahye kulak verin.” demiştik. Siz de "İşittik ama isyan ediyor inanmıyoruz.” demiştiniz ve bu inkârınızdan dolayı buzağı dünyalık sevgisi kalplerinize yerleşmişti. De ki: "Gerçek karşısındaki inancınız size ne kötü şey emrediyor öyle.”

43/46»43/52 - 7/171




94

De ki: "Eğer gerçekten, Allah katında ahiret yurdu insanlardan yalnızca size ait ise ve bu iddianızda samimi iseniz haydi ölümü temenni ediniz de görelim!”

5/18 - 62/6




95
Ama hayır, elleriyle işlediklerinden dolayı ölümü hiçbir zaman temenni etmezler. Elbette Allah, bu yanlışta ısrar eden zalimleri en iyi bilendir.

2/96 - 62/6




96

Sen onları insanların yaşamaya en düşkünleri olarak bulursun, hatta müşriklerden bile fazla! İçlerinden kimileri bin yıl yaşamak ister; oysa bu bile onları azaptan kurtaracak değildir. Zira Allah, onların yaptıklarını görmektedir .

5/18 - 62/6 - 57/4




97

De ki: "Kim Cibril (Cebrail)'e düşman ise bilsin ki Allah'ın izniyle, daha önceki kitapları doğrulayan müminler için bir rehber ve müjde olan Kuran'ı senin kalbine o indirmiştir.”

16/2 - 26/192 - 25/24 - 81/23




98
Kim Allah'a, meleklerine, Allah'ın mesajlarını tebliğ eden elçilerine, Cibril (Cebrail)'e ve Mikail'e düşman olursa, iyi bilsin ki Allah da böylesi kâfirlerin düşmanıdır.

41/19»41/28




99

Andolsun biz, sana apaçık ayetler indirdik. Bunları yoldan çıkan fasıklardan başkası inanmazlık etmez.

9/24 - 32/20




100
Onlar ne zaman Allah ile bir ahit yapmışlarsa, içlerinden bir grup bu ahdi/sözü bozup atmadı mı? Zaten onların çoğu kendi değerlerine bile inanmıyorlar.

2/27 - 8/55»8/56 - 13/1




101
Onlara ne zaman yanlarında olanı tasdik eden bir elçi gelse, sanki Allah'ın kitabını bilmiyorlarmış gibi arkalarına atar ve gerçeklere kulak tıkarlar.

7/157 - 2/109




102

Onlar, şeytanlaşmış insanların Süleyman'ın saltanatı aleyhine ortaya attıkları yalanlara uydular. Oysa Süleyman sihir ve büyü yaparak kâfir olmadı. Fakat insanlara sihir ve büyüyü öğreten o düzenbaz şeytanlar kâfir oldu. Hâlbuki onların iddia ettiği gibi; Babil'deki iki melik/kral Harut ile Marut'a hiçbir şey indirilmedi. O ikisi sihir öğrettikleri kişilere alaycı bir tavırla şunu söylerlerdi; "Biz sihre/büyüye müptela olmuşuz, sakın siz kâfir olmayın.” şeytan tabiatlı bu insanlar onlardan büyüyü öğreniyor ve bunu sadece karı kocayı birbirinden ayırmak için kullanıyorlardı. Oysa şu bir gerçekti ki büyü yapanlar, Allah'ın izni olmasaydı hiç kimseye zarar veremezlerdi. Fakat onlar kendilerine zarar veren ve hiçbir fayda sağlamayan şeyleri öğrenmiş oluyorlardı. Andolsun ki bu yolla çıkar sağlayanların ahirette hiçbir nasibi olmayacağını onlar da biliyorlardı. Kendi değerlerini satarak karşılığında elde ettikleri menfaat ne berbat şeydir öyle! Keşke bunu bilmiş olsalardı.

58/10 - 64/11




103

Yani keşke onlar iman ederek Allah'a karşı gelmekten sakınsalardı, elbette Allah katında verilecek sevap çok daha hayırlı olurdu. Bari bunu bilselerdi!

3/135 - 39/58




104
Ey iman edenler! "Râinâ” ( bizi güt) demeyin "Unzurnâ” ( bizi gözet/bize bak) deyin ve vahyi can kulağıyla dinleyin, unutmayın ki sizinle alay eden kâfirler için çok acı bir azap vardır.

3/131 - 18/100»18/106




105
Ne kitap ehlinden gerçeği örtbas eden kâfirler ne de müşrikler, size Rabbinizden hiçbir hayrın/ayetin indirilmesini istemezler. Allah ise rahmetini dileyip hak eden kimseye tahsis eder. Şüphesiz Allah büyük bir lütuf/ikram sahibidir.

3/110 - 7/157»7/158




106
Biz yürürlükten kaldırdığımız veya unutturduğumuz bir ayetin yerine ya ondan daha iyisini veya onun dengini getiririz. Bilmiyor musun ki Allah her şeye bir ölçü koyandır?

2/213 - 13/39 - 16/101




107

Göklerin ve yerin iktidarının Allah’a ait olduğunu ve sizin Allah’tan başka veli ve yardımcınızın olmadığını bilmiyor musunuz?

9/116 - 32/4




108

Yoksa siz de daha önce Musa’nın sorguya çekildiği gibi elçinizi sorguya çekmek mi istiyorsunuz? Kim küfrü iman ile değiştirirse doğru yoldan sapmış olur.

4/153 - 33/69




109

Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine apaçık belli olduktan sonra, sırf içlerindeki kıskançlık yüzünden, sizi imanınızdan sonra tekrar küfre döndürmek isterler. Öyleyse onlara Allah’ın emri gelinceye kadar ilişmeyiniz, kendi hallerine bırakınız, şüphesiz Allah her şeye gücü yetendir.

2/90- 2/213 - 3/69




110

Namazı kılın, zekâtı verin, kendiniz için önden hayır olarak ne yollarsanız Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah yaptıklarınızı en iyi görendir!

57/4 - 59/18




111

Onlar "Yahudi ve Hristiyan olandan başkası cennete giremeyecek!” dediler; bu onların kuruntusudur. Onlara de ki: “Eğer iddianızda samimi iseniz delilinizi getirin de görelim!”

2/135 - 4/123




112

Hayır, kim tüm varlığı ile Allah’a teslim olmuş ve iyilik yapan bir kimse ise artık onun ödülü Rabbi katındadır. Onlara hiçbir korku yoktur. Onlar asla üzülmeyeceklerdir.

27/89 - 2/195




113

Yahudiler; “Hristiyanlar bir inanç temelinden yoksundur.” dediler, Hristiyanlar da “Yahudiler bir inanç temelinden yoksundur.” dediler. Hâlbuki hepsi de aynı kitabı okuyorlardı. Bilmeyenler de aynen onların sözlerini söylüyorlar. Allah ise kıyamet günü ihtilafa düştükleri konular hakkında, aralarında elbette hükmünü verecektir.

5/48 - 24/64 - 42/10




114
Allah’ın mescitlerinde O'nun isminin anılmasını engelleyen ve oraların harap olup yıkılması için çalışandan daha zalim kim vardır? Onların, oralara girmemeleri, girseler bile korka korka girmeleri gerekir. Onlar için dünyada rezillik, ahirette de büyük bir azap vardır.

9/17»9/18»9/19 - 72/18




115
Doğu da Allah’ındır batı da, ne tarafa yönelirseniz yönelin Allah’ın yönü orasıdır. Şüphesiz Allah gücüyle her şeyi kuşatan ve ilmiyle her şeyi bilendir.

2/177 - 73/8»73/9




116
“Allah çocuk edindi.” dediler. Hâşâ! O bundan münezzehtir. Bilakis, göklerde ve yerde olanların hepsi Allah’ındır. Hepsi O'na boyun eğmiştir.

10/68 - 19/91»19/92




117
Allah göklerin ve yerin eşsiz yaratıcısıdır. Bir şeyin olmasını istediği zaman ona sadece “Ol!” der, o da oluş sürecine girer.

6/101 - 36/82




118
Allah’ı tam bilmeyenler “Allah bizimle konuşsa veya bize bir ayet gelse ya” dediler. Onlardan öncekiler de tıpkı onların söyledikleri gibi söylemişlerdi. Kalpleri ne kadar da birbirine benzemiş! Oysa biz, iyice inanmak isteyen bir toplum için ayetlerimizi apaçık beyan etmişizdir.

6/7»6/8 - 42/51 - 74/52




119
Biz seni hak/Kuran ile müjdeci ve uyarıcı olarak gönderdik. Zira cehennem halkından sen sorumlu değilsin.

39/19 - 22/41




120
Yahudiler de Hristiyanlar da, sen onların inanç sistemine uymadıkça, asla senden hoşnut olmayacaklar. De ki; “Allah’ın gösterdiği yol, işte gerçek doğru yol budur. Sana gelen bu bilgiden, sonra eğer onların heva ve arzularına uyacak olursan, Allah’ın dışında seni koruyacak ne bir veli ne de bir yardımcı vardır.”

3/72-3/73 - 28/50 - 2/145




121

Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu kitabı/Kuran’ı hakkıyla okuyup iletirlerse, işte onlar bu kitaba iman etmiş olurlar. Kim de bu kitaba inanmazsa işte onlar kaybedenlerdir.

29/45 - 35/29




122

Ey İsrailoğulları, size verdiğim nimetimi, bir zamanlar sizi diğer toplumlara üstün kıldığımı hatırlayın.

2/211 - 45/16




123

Öyle bir günden sakının ki; o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödemeyecek, hiç kimseye şefaat, fayda vermeyecek ve hiç kimsenin başkasının yerine geçmesine izin verilmeyecek ve onlar hiçbir yerden yardım da göremeyecekler.

2/48 - 32/4




124
Rabbi İbrahim’i ağır birtakım kelimelerle imtihanlardan geçirmiş, o da onları tamamen yerine getirince: “Seni insanlara önder/imam yapacağım.” Buyurmuştu. İbrahim de: “Soyumdan gelenleri de” demişti. Allah ise: “Ama benim bu ahdim zalimleri kapsamaz.” diye cevap vermişti.

21/35 - 89/15»89/16




125
Biz Kâbe’yi insanlar için bir toplanma yeri ve güvenlik merkezi kılmıştık. Öyleyse İbrahim’in makamını namazgâh edinin. İbrahim ve İsmail’e: “Beytimi, tavaf edenler, ibadete kapananlar, rükû ve secde edenler için temizleyin.” diye emretmiştik.

2/187 - 3/96»3/97




126

126. Hani İbrahim: -Rabbim! Bu şehri güvenli bir şehir yap, halkından Allah’a ve ahiret gününe inananları çeşitli ürünlerle rızıklandır, demişti. Allah da: -İnanmayanı bile az bir süre geçindirir, sonra onu cehennem azabına atarım ne kötü bir akıbet! Diye buyurmuştu.

11/6 - 22/26 - 77/46




127
İbrahim, İsmail ile birlikte Kâbe’nin temellerini yükseltirken: “Rabbimiz bizden hizmetimizi kabul buyur, şüphesiz sen her duayı işiten ve bilensin.”

3/96 - 14/35»14/40 - 40/60




128
Rabbimiz, bizi sana tam teslim olmuş olanlardan eyle ve soyumuzdan da Müslüman ümmet/topluluklar çıkar. Bize ibadet yollarımızı göster ve tövbelerimizi kabul et, zira tövbeleri kabul edip, merhamet eden ancak sensin!

3/135 - 20/82




129

Rabbimiz içlerinden, onlara senin ayetlerini okuyan, kitap ve hikmeti öğreten ve onları şirkten arındıran elçi çıkar. Şüphesiz mutlak üstün ve yüce olan ve her hükmü doğru olan ancak sensin.

2/151 - 3/164 - 62/2




130

Aklını yitirmiş beyinsizden başka kim İbrahim’in inanç sisteminden yüz çevirir? Biz bu dünyada onu seçmiştik. Şüphesiz o ahirette de iyilerden olacaktır.

4/125 - 16/123




131

Rabbi ona “Teslim ol!” dediğinde: “Ben âlemlerin Rabbine teslim oldum.” demişti.

27/81 - 39/12




132

İbrahim, bunu oğullarına da vasiyet etti. Yakup da öyle yaptı. “Ey oğullarım, Allah sizin için bu dini seçti. Öyleyse, siz de ancak Müslüman olarak can verin!”

3/102 - 12/101




133
Yoksa siz, Yakub’a ölüm yaklaşıp da oğullarına: “Ey oğullarım, benden sonra neye kulluk edeceksiniz?” diye sorduğu ve onların da: “Senin ilahına, atalarımız İbrahim, İsmail ve İshak’ın bir tek ilahına kulluk edeceğiz. Biz Müslüman olanlardan olacağız!” dediklerinde, siz onların yanında bu olaya şahit miydiniz?

42/13 - [ayet]43/69-[/ayet]»43/70




134

Hâlbuki onlar bir ümmetti, geldi geçti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir ve siz onların yaptıklarından asla sorguya çekilmeyeceksiniz.

6/164 - 17/15 - 35/18




135

Ve onlar dediler ki: “Yahudi veya Hristiyan olun ki doğru yolu bulasınız.” Sen de de ki: “Hayır, Hanif olan ve müşriklerden olmayan İbrahim’in inanç sistemine uyarsanız doğru yolu bulursunuz.”

16/123 - 3/95




136

Ve deyin ki: “Biz Allah’a, bize indirilene, İbrahim’e, İsmail’e, İshak’a, Yakub’a ve torunlarına indirilenlere, Musa’ya, İsa’ya verilenlere ve nebilerine Rableri katından indirilenlere iman ettik. Bunlardan hiçbiri arasında ayırım yapmayız. Biz Müslüman olmuş olanlarız.

2/285 - 3/84




137
Eğer Yahudi ve Hristiyanlar da sizin iman ettiğiniz gibi iman etselerdi doğru yolu bulmuş olurlardı; yok eğer yüz çevirirlerse onlar ancak ayrılık içindedirler. Zira Allah onlara karşı sana yeter. Zira O, her şeyi hakkıyla işiten ve her şeyi bilendir.

2/213 - 42/13




138

İşte bu tevhid dini İslam Allah’ın dini ve Allah’tan daha güzel kim din önerebilir? Biz onun için yalnızca Allah’a kulluk ederiz!

4/125 - 41/33




139

De ki: “Siz, bizimle Allah hakkında mı tartışıyorsunuz? Hâlbuki O, bizim de Rabbimiz/Sahibimiz sizin de Rabbinizdir/Sahibinizdir. Bizim yaptıklarımızın sorumluluğu bize, sizin yaptıklarınızın sorumluluğu da size aittir. Biz Allah’a katıksız olarak bağlananlarız.

3/20 - 3/64 - 22/41 - 64/13




140

Yoksa siz, İbrahim, İsmail, İshak, Yakub’un ve torunlarının, Yahudi yahut Hristiyan olduklarını mı iddia ediyorsunuz? De ki: “Siz mi daha iyi biliyorsunuz, yoksa Allah mı? Allah’tan gelen bir bilgiyi gizleyenden daha zalim kim olabilir? Allah yaptıklarınıza karşı asla duyarsız değildir.”

3/65 - 47/14 - 2/159»2/162




141

Onlar bir ümmetti geldi geçti. Onların kazandıkları onlara, sizin kazandığınız da size aittir ve siz onların yaptıklarından dolayı asla sorumlu tutulmayacaksınız.

6/164 - 17/15 - 35/18




142
İnsanlardan birtakım beyinsizler: “Üzerlerinde bulundukları kıblelerinden onları döndüren nedir?” diyecekler. De ki: “Doğu da, batı da Allah’a aittir. O dileyip hak eden kimseyi dosdoğru yola iletir.

2/125»2/128 - 2/177




143

Elçi size şahit ve model olsun ki, siz de insanlığa şahit ve model olasınız diye, sizi dengeli bir ümmet kıldık. Senin şu anda döndüğün kıbleyi ise sırf elçiye uyanları, ökçesi üzerinde dönenlerden ayırt edelim diye kıble yaptık. Bu, her ne kadar Allah’ın gösterdiği doğru yola uyanlardan başkasına ağır gelse de. Zira Allah sizin daha önceki ibadetlerinizi ve imanınızı zayi edecek değildir. Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir.

22/78 - 3/110 - 42/13




144

Yüzünü göğe doğru çevirip durduğunu elbette görmekteyiz. İşte seni hoşnut olacağın kıbleye çeviriyoruz. Öyleyse yönünü Mescid-i Haram’a doğru çevir! Nerede bulunursanız bulunun sizde yönünüzü o yöne çevirin. Kendilerine kitap verilenler şunu iyi bilirler ki, bu Rablerinden gelen hakkın ta kendisidir. Allah, onların yaptıklarından habersiz değildir.

2/149 - 3/96 - 3/97




145

Sen, kitap verilenlere her belgeyi getirsen bile yine de senin kıblene tabi olmazlar; sen de onların kıblesine tabi olacak değilsin. Zaten onlar, birbirlerinin kıblesine de tabi olmazlar. Sana gelen bunca ilimden sonra onların arzu ve hevalarına uyarsan o zaman sen de gerçeğe haksızlık edenlerden olursun.

2/120 - 3/73




146

Kendilerine kitap verdiklerimiz bu gerçeği öz oğullarını tanıdıkları gibi tanırlar. Bununla beraber onlardan bir kısmı hakkı bile bile gizlerler.

6/20 - 2/42




147

Hak, Rabbinden gelen Kuran’dır. Öyleyse sakın şüpheye düşenlerden olma!

10/94




148

Herkesin yüzünü çevirdiği bir yön mutlaka vardır. Öyleyse siz birbirinizle hayırlarda yarışın; sizler nerede olursanız olun Allah sizi bir araya getirir. Şüphesiz Allah her şeye gücü yeten ve her şeye bir ölçü koyandır.

3/114 - 23/61 - 5/48




149

Nereden yola çıkarsan çık, mutlaka yönünü Mescid-i Harama doğru çevir. Bu, elbette Rabbinden gelen bir hak/gerçektir. Zira Allah sizin yaptıklarınıza duyarsız değildir.

2/143 - 24/64




150

Nereden yola çıkarsan çık, yönünü Mescid-i Harama doğru çevir. Nerede olursanız olun sizde yönünüzü o yöne döndürün ki, yanlışta ısrar eden zalimlerin dışındaki insanların aleyhinize kullanacakları bir delilleri olmasın. Onlardan korkmayın, benden korkun! Böylece ben de size verdiğim nimetimi tamamlayayım. Bu sayede umulur ki, siz de doğru yolu bulursunuz.

3/135 - 33/39




151

Nasıl size, kendi içinizden ayetlerimizi okuyan, sizi arındıran, size kitap ve hikmeti öğreten ve bilmediğiniz şeyleri de size öğreten bir elçi gönderdik.

2/129 - 3/164 - 62/2




152

Siz beni anın ki ben de sizi anayım. Bana şükredin, nankörlük etmeyin.

14/7




153
Ey inananlar, sabır ve salât (Namaz ve Dua) ile Allah’tan yardım isteyin, şüphesiz Allah, sabredenlerle beraberdir.

2/45 - 103/1»103/3 - 39/10




154

Allah yolunda öldürülenlere “Ölüler” demeyin. Onlar diridirler fakat siz farkında olamazsınız.

3/169 - 4/74 - 3/157




155

Andolsun ki sizi biraz korku, biraz açlık, mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle mutlaka imtihan edeceğiz. Sabredenleri müjdele!

22/35 - 16/112




156

Ki onlar, bir musibete uğrayınca: “Biz, elbette Allah’a aitiz ve yine O’na döneceğiz.” derler.

7/125 - 26/49»26/50




157

İşte bunlar Rablerinden sürekli bir destek ve rahmet üzeredirler ve işte bunlar doğru yolu bulmuş olanlardır.

16/9 - 17/9




158
Safa ve Merve, Allah’ın sembollerindendir. Artık kim Kâbe’yi hacceder yahut umre yaparsa her ikisini tavaf etmesinde bir sakınca yoktur. Zira eğer kişi, yapması gerekenden daha çok iyilik yaparsa bilsin ki Allah, şükre bol karşılık verendir ve her şeyi bilendir.

2/196 - 22/25»22/39




159
İndirdiğimiz açık delilleri ve doğru yolu bu kitapta/Kuran’da insanlara bütün açıklığıyla ortaya koyduktan sonra bunu gizleyenler var ya! İşte onlara hem Allah lanet eder hem de bütün lanetçiler lanet eder.

3/187 - 9/124




160
Ancak tövbe ile doğru yola dönenler, durumlarını düzeltenler ve bu Kuran’daki gerçekleri beyan edenler hariç. İşte ben onların tövbelerini kabul ederim. Zira tövbeleri çokça kabul eden ve merhamet eden sadece benim.

3/89 - 20/82




161
Bu gerçekleri gizleyenler ve bu hal üzere ölenler var ya! İşte Allah’ın, meleklerin ve insanların tümünün laneti onların üzerinedir.

3/85»3/89 - 5/79




162
Onlar o lanette kalıcıdırlar. Onlardan azap hafifletilmez ve onların yüzlerine de bakılmaz.

35/37 - 40/49




163
İlahınız tek bir ilahtır. Allah'tan başka ilah yoktur. O rahmeti sonsuz merhameti sınırsızdır.

44/8 - 37/4




164
Göklerin ve yerin yaratılmasında, gece ve gündüzün birbiri ardınca gelmesinde, insanlar için faydalı olan şeylerle, gemilerin denizde yüzmesinde, Allah’ın gökten su indirerek onunla ölümünden sonra yeryüzüne hayat vermesinde ve orada her türlü canlıyı yaymasında, rüzgârları dilediği yöne estirmesinde ve gökyüzü ile yeryüzü arasında emre amade bulutları yönlendirmesinde, aklını kullanan bir topluluk için alınacak nice ibretler vardır.

41/9 - 45/1»45/9




165
İnsanlardan kimi de vardır ki; Allah ile aralarına birilerini koyup bu kişileri Allah’a denk tutarlar ve Allah’ı sever gibi onları severler. İman edenlerin ise, Allah sevgisi her şeyin üstündedir. Bir takım kişileri Allah’a denk tutanlar azabı görecekleri o zaman, bütün güç ve kuvvetin Allah’a mahsus olduğunu ve Allah’ın da şiddetli azap sahibi olduğunu bilecekler, keşke (ölüm gelmeden) anlayabilselerdi.

16/28»16/32 - 9/24 - 23/99»23/108 - 10/90




166
Peşlerine düşülüp gidilenler, kendilerine uyanlardan hızla uzaklaştıklarında azabı görmüş olacaklar ve bütün bağlar da parçalanıp kopacak.

33/66 - 10/35 - 7/3 - 41/29 - 16/87




167
Peşlerinden gidenler de diyecekler ki: “Keşke bizim için dünyaya bir daha dönüş olsaydı da, onların bizden kaçıp uzaklaştıkları gibi biz de onlardan kaçıp uzaklaşsaydık. İşte böylece Allah, onlara yaptıklarını pişmanlıklar halinde gösterecek ve onlar ateşten çıkacak da değillerdir.

46/6 - 4/32»4/33 - 38/60»38/61




168
Ey insanlar! Yeryüzündeki temiz ve helal şeylerden yiyin. Şeytanın adımlarını izlemeyin, zira o sizin için apaçık bir düşmandır.

15/4 - 35/6




169
Muhakkak o şeytan size, kötülüğü, ahlaksızlığı ve Allah’a karşı bilmediğiniz şeyleri uydurmanızı emreder.

7/33 - 36/59»36/65




170

Onlara, Allah’ın indirdiği Kuran’a uyun denilince: “Hayır, biz, atalarımızın başımıza sardığı geleneğe uyarız.” derler. Ya ataları bir şeye akıl erdiremeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?

2/91 - 5/104 - 31/21 - 43/22 - 21/53 - 37/69




171
Gerçeği örtbas eden kâfirlerin durumu; çobanların çağırdığı fakat onun bu çağırısını bir bağırtı ve sesten başka bir şey olarak işitmeyen (hayvanların) durumu gibidir. Onlar, öyle sağır, dilsiz ve körlerdir ki akıllarını kullanmazlar.

7/179 - 25/44




172
Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin ve eğer yalnız Allah’a kulluk ediyorsanız, O'na şükredin.

2/168 - 14/7




173
Allah, size sadece leşi, kanı, domuz etini, bir de Allah’tan başkası adına kesileni haram kıldı. Ama kim de buna, mecbur kalırsa, taşkınlık etmemek, aşırı gitmemek şartıyla bunlardan yemesinde bir günah yoktur. Şüphesiz Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz merhamet sahibidir.

5/3 - 6/145 - 16/115




174
Allah’ın indirdiği kitaptan/Kuran’dan bir şeyleri gizleyip, onu az bir karşılığa satanlar var ya, işte onlar karınlarına ateşten başka bir şey doldurmuyorlar. Kıyamet günü Allah, onlarla konuşmayacak ve onları temize çıkarmayacaktır. Onlar için acı bir azap vardır.

3/199 - 2/79 - 3/78




175
Onlar doğru yolu bırakıp sapıklığı; bağışlanmayı bırakıp azabı satın alan kimselerdir. Ateşe ne kadarda dayanıklılarmış!

2/86 - 4/44




176
Allah, işte bu kitabı/Kuran’ı hak olarak indirmiştir. Bunda anlaşmazlığa düşenler elbette derin bir ayrılık içindedirler.

16/64 - 3/105 - 2/213




177
Yüzlerinizi doğu ve batı yönüne döndürmeniz dindarlık değildir. Fakat gerçek dindarlık Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplarına ve nebilere iman eden, ihtiyacı olmasına rağmen malını; akrabaya, yetimlere, yoksullara yolda kalmışlara, yardım için el açanlara, özgürlüğüne kavuşmak için paraya ihtiyaç duyanlara harcayan, namazı kılan, zekâtı veren, sözleştikleri zaman ahitlerini yerine getiren, sıkıntıda, hastalıkta ve savaşta sabredenlerinkidir. İşte davasında sadık olanlar ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar bunlardır.

4/36 - 4/136 - 49/15




178
Ey ��man edenler! Cinayetlerde adil ceza size farz kılındı. Hür olana karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas olunur. Her kim bir şekilde kardeşi tarafından bağışlanmışsa, artık bu, makul bir biçimde uygulanmalı ve bağışlayana güzellikle tazminatı ödenmeli. Bu, Rabbinizden bir hafifletme ve rahmettir. Bundan sonra kim aşırı giderse ona elem verici azap vardır.

5/45 - 16/126




179
Ey akıl sahipleri! Kısasta sizin için hayat vardır. Umulur ki sorumlu davranırsınız.

38/29 - 5/45 - 16/126




180
Sizden birinize ölüm geldiği zaman, eğer bir mal bırakmışsa; anaya, babaya, yakınlara uygun bir biçimde vasiyeti yerine getirmek sorumlu davrananlara bir borçtur.

4/7»4/12 - 5/106




181
Kim de vasiyeti işittikten sonra onu değiştirirse bunun günahı onu değiştirenlerin üzerinedir. Allah, şüphesiz işiten ve bilendir.

5/107 - 36/59»36/66




182
Kim de vasiyet edenin yanlı davranıp haksızlık yapacağından veya günaha düşeceğinden endişe duyar da onların aralarını düzeltirse, ona günah yoktur. Allah, şüphesiz bağışlayan ve merhamet edendir.

4/7»4/12 - 5/106




183
Ey İman edenler! Sakınıp korunasınız diye oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, size de farz kılındı.

5/48»5/49 - 42/13




184
Sayılı günlerde... Sizden kim hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günlerin sayısınca diğer günlerde orucunu tutar. Ona güç yetirenler bir yoksul doyuracak kadar fidye verir. Kim fazladan iyilik yaparsa o iyilik kendinedir. Bu durumda oruç tutmanız eğer bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

2/286 - 5/89




185
Ramazan ayıdır ki, insanlar için doğru yol rehberi olan ve bu rehberliğin belgelerini taşıyan doğru ile yanlışı birbirinden ayırıp açıklayan Kuran, bu ayda indirilmiştir. Sizden kim o aya erişirse o ayda oruç tutsun. Kim de hasta olur veya yolculukta bulunursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutsun. Allah, sizin için kolaylık diler, zorluk dilemez. Sayıyı tamamlamanızı ve size doğru yolu gösterdiğinden dolayı Allah’ı tekbir getirerek yüceltmenizi ister. Umulur ki nimetlerin hakkını verirsiniz.

22/78 - 14/7 - 3/4




186
Kullarım sana beni sorarlarsa; şüphesiz ben çok yakınım. Bana dua edenin; dua ettiğinde, duasına karşılık veririm. O halde onlar da benim davetime icabet etsinler ve bana inanıp güvensinler ki doğru yolda olsunlar.

50/16 - 3/193 - 3/159




187
Oruç gecesi hanımlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar sizin iffet örtünüz, siz de onların iffet örtüsüsünüz. Allah, sizin kendinizi zora soktuğunuzu bildi. Bu sebeple Allah sizi bu zorluklardan muaf tuttu ve sizden bu zorlukları kaldırdı; artık onlara yaklaşın ve Allah’ın sizin için meşru olarak verdiğinden yararlanın. Şafağın ak çizgisi kara çizgisinden size göre tam ayırt edilene kadar yiyin için, sonra geceye (güneş batıncaya) kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde itikâfta olduğunuz günlerde hanımlara yaklaşmayın. İşte, Allah, insanlara kötülüklerden korunmaları için ayetlerini böylece açıklar.

2/189 - 17/12 - 4/21




188
Aranızda birbirinizin mallarını batıl yollarla yemeyin. Bile bile insanların mallarının bir kısmını bile yiyenler günaha girmiş olurlar.

3/135 - 4/29




189
Sana hilalin hallerinden soruyorlar, de ki: “Onlar, insanlar ve hac için vakit ölçüleridir.” Evlere arkasından girmeniz dindarlık değildir. Fakat gerçek dindarlık kişinin Allah’a karşı gelmekten sakınmasıdır. Evlere kapılarından girin. Allah’a karşı sorumlu davranın ki kurtuluşa eresiniz.

2/177 - 17/12 - 10/5 - 6/96




190
Size savaş açanlara karşı, siz de Allah yolunda savaşın, saldırgan davranmayın. Zira Allah saldırganları sevmez.

22/39 - 60/8»60/9




191
Sizinle savaşanları nerede yakalarsanız öldürün. Onları, sizi çıkardıkları yerden çıkarın. İnanca yapılan baskı ve zulüm, öldürmekten daha büyük bir vebaldir. Onlar, Mescid-i Haram’ın yanında sizinle savaşmadıkça, siz de onlarla orada savaşmayın. Fakat onlar sizinle savaşırlarsa, onlarla savaşın. İşte kâfirlerin cezası budur.

2/217 - 60/8»60/9




192
Eğer savaşmaktan vazgeçerlerse; şüphesiz ki Allah, bağışlayandır, merhamet edendir.

4/90 - 8/61




193
İnanca yapılan baskı ve zulüm ortadan kalkıp hüküm yalnızca Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın, eğer savaşa son verirlerse saldırganlardan zalimlerden başkasına düşmanlık yoktur.

8/39 - 60/8»60/9




194
Dokunulmaz aydaki saldırıya dokunulmaz ayda cevap verilir ve dokunulmazlıklarda denklik esastır. O halde, kim size saldırırsa, siz de ona aynısıyla karşılık verin. Allah’a karşı gelmekten sakının ve iyi bilin ki Allah emirlerine karşı gelmekten korunanlarla beraberdir.

2/217 - 5/97 - 9/5 - 9/36




195
Allah yolunda harcamada bulunun ki kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayın ve iyilik yapın. Şüphesiz Allah, iyilik edenleri sever

8/74 - 9/20




196
Haccı da umreyi de Allah için tam yapın. Eğer hac yapmaktan alıkonursanız, oraya kolayınıza gelen bir kurban gönderin. Kurban yerine ulaşıncaya kadar da başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan bir kimsenin fidye olarak ya oruç tutması ya sadaka vermesi ya da kurban kesmesi gerekir. Güven içinde olursanız, hacca kadar umre ile faydalanmak isteyen kimseye, kolayına gelen bir kurban kesmek; bulamayana hac esnasında üç gün, döndüğünüz vakit de yedi gün -ki bu tam on gün eder- oruç tutmak gerekir. Bu, ailesi Mescid-i Haram’da oturmayan kimseler içindir. Allah’tan sakının, Allah’ın cezasının şiddetli olacağını bilin.

3/97 - 22/25»22/37




197
Hac bilinen aylardır. Kim bu ayda hac etmeye kesin karar verirse bilmelidir ki; hacda eşler arasında ilişki, günah işlemek ve kavga etmek yoktur. Ne iyilik yaparsanız Allah onu bilir. Azık edinin. Şüphe yok ki azığın en iyisi Allah'a karşı gelmekten sakınmaktır. Bana karşı gelmekten sakının ey derin kavrayış sahipleri!

3/96»3/97 - 22/25»22/27




198
Rabbinizin lütfundan payınızı aramanızda size herhangi bir günah yoktur. Arafat’tan akıp giderken Meş’ari Haram’da Allah’ı anın. Her ne kadar daha önce sapkınlık içinde iseniz de, Allah size doğru yolu gösterdi. İşte bu büyük lütfe minnettarlığınızı dile getirin.

17/110»17/111 - 20/14




199
Sonra insanların toplu olarak akıp çağladığı yerden, siz de akın edin ve Allah’tan bağışlanma dileyin. Şüphesiz Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sonsuz rahmet sahibidir.



200
Hac ibadetinizi yerine getirince atalarınızı andığınız gibi, hatta daha da kuvvetli bir anmayla Allah’ı zikredin. İnsanlardan kimileri; “Rabbimiz, bize ne vereceksen bu dünyada ver.” derler. Onların ahirette hiçbir nasibi yoktur.

17/18»17/19 - 42/20




201
Yine onlardan kimileri de, “Rabbimiz, bize bu dünyada iyilik ve güzellik ver, ahirette de iyilik ve güzellik ver ve bizi ateşin azabından koru!” derler.

7/156 - 14/41




202
İşte bunlar, kazandıklarından nasibi olanlardır. Nitekim Allah hesabı çok hızlı görendir...

53/39»53/40»53/41




203
Allah’ı o sayılı günlerde de anın. Kim iki günde, acele eder de (Mina’daki ibadeti) bitirirse ona günah yoktur; kim de iki günde geri kalsa da sorumlu davranan için herhangi bir günah yoktur. Allah’tan sakının, iyi bilin ki O'nun huzurunda toplanacaksınız.

6/50»6/51 - 69/18




204
İnsanlardan kimi de var ki, dünya hayatına dair konuşması senin hoşuna gider, bir de kalbindekine Allah’ı şahit tutar. Hâlbuki o azılı düşmandır.

63/4




205
Ve bu tip, iş başına geçince yeryüzünde bozgunculuk yapmaya yani ekini ve nesli yok edip mahvetmeye çalışır. Oysa Allah bozgunculuğu sevmez.

4/119 - 17/16 - 22/41 - 38/26




206
Ona: “Allah’a karşı gelmekten sakın!” denilince gururu kendisini günaha sokar. Onun hakkından cehennem gelir. Ne kötü bir yerdir orası!

2/13 - 7/40




207
İnsanlardan kimisi de, Allah’ın rızasını kazanmak için malından geçer ve canını feda eder. Oysa Allah kullarına karşı çok şefkatlidir.

3/162 - 3/174 - 13/22




208
Ey iman edenler! Hepiniz topluca barışa ve huzura girin, şeytanın adımlarını izlemeyin. O sizin apaçık düşmanınızdır.

66/8 - 35/6




209
Size apaçık belgeler geldikten sonra saparsanız, bilin ki Allah mutlak güçlüdür ve her hükmü doğru olandır.

39/71 - 67/6»67/12




210
Şimdi onlar, Allah’ın melekleri ile birlikte bulut katmanları arasından çıkıp gelmesini mi bekliyorlar. Hâlbuki bu durumda iş bitirilmiş olurdu. Zira bütün işler önünde sonunda Allah’a döner.

6/158 - 25/22




211
İsrailoğullarına sor, onlara kaç tane apaçık belge verdik? Kim, Allah’ın mesajlarını kendisine ulaştıktan sonra değiştirirse, şüphesiz Allah’ın cezası çok şiddetlidir.

5/133 - 7/114»7/117




212
Kâfirlere dünya hayatı süslü görünür, bu sebeple iman edenlerle alay ederler. Oysa Allah’tan sakınanlar, kıyamet günü derece olarak onların çok üstündedirler. Allah gereğince çalışana hesapsız rızık verir.

23/99»23/108 - 10/7




213
İnsanlar başlangıçta tek bir ümmet idi. Allah, nebileri müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi, beraberinde insanların ayrılığa düştükleri hususlarda aralarında hüküm vermesi için, onlarla birlikte hak olan kitabı indirdi. Ancak kitap verilenler, kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra sırf aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Allah ise iman edenleri, kendi izniyle; hakkında ayrılığa düştükleri konularda doğru yola ulaştırdı. Allah, doğru yolu tercih edeni yoluna ulaştırır.

4/163»4/164»4/165




214
Sizden öncekilerin başına gelenler, sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Onlara öylesine darlık ve zorluklar geldi, öyle sarsıldılar ki; hatta elçi ve onunla birlikte iman edenler “Allah’ın yardımı ne zaman?” diye feryat ettiler. İyi bilin ki Allah’ın yardımı yakındır.

3/142 - 9/16




215
Sana infak olarak ne vereceklerini soruyorlar. De ki: “İyilik yaparak harcadığınız şey; anaya, babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara ve yolda kalmışlaradır. Hayır, olarak ne yaparsanız, Allah şüphesiz onu bilir.”

2/219 - 4/36




216
Sizin hoşunuza gitmese de savaş size farz kılındı. Olabilir ki sizin hoşlanmadığınız bir şey, sizin için hayırdır ve ihtimal ki sizin hoşlandığınız bir şey sizin için kötüdür. Siz bilmezsiniz ama Allah bilir.

2/246 - 9/41




217
Sana dokunulmaz haram aylardaki yapılan savaşı soruyorlar, de ki: “O ayda savaşmak büyük suçtur, Allah yolundan çevirmek, O'nu inkâr etmek, Mescid-i Haram’dan insanları engellemek ve oranın ahalisini oradan sürüp çıkarmak Allah katında daha büyük vebaldir. Fitne ise, öldürmekten daha kötüdür. Güçleri yeterse sizi dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşmaya devam ederler. Sizden kim dininden dönüp, kâfir olarak ölürse işte onlar, amelleri dünyada ve ahirette boşa gidenlerdir. İşte onlar ateş ehlidir. Orada kalıcıdırlar.”

2/194 - 4/17»4/18 - 5/5 - [ayet]5-36[/ayet] - 5/97




218
İman edenler, hicret edenler ve Allah yolunda üstün gayret gösterenler, işte bunlar Allah’ın rahmetini umarlar. Allah eşsiz bir bağışlayıcı sınırsız bir merhamet sahibidir.

4/100 - 8/72 - 9/20 - 9/71 - 16/41




219
Sana aklı örten içkiyi ve kumarı soruyorlar. De ki: “Onlarda büyük günah ve insanlara bazı faydalar vardır. Günahları, sağlayacağı faydadan daha büyüktür.” Ne sarf edeceklerini sana soruyorlar. De ki: ihtiyaçtan fazlası/Vazgeçebileceklerinizden.” İşte Allah, size düşünesiniz diye ayetleri açıklıyor.

5/90»5/93 - 24/22




220
Dünyada ve ahirette... Sana yetimleri soruyorlar. De ki: “Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız artık onlar sizin kardeşlerinizdir.” Allah düzeltmeye çalışanı, bozguncudan ayırt etmesini bilir. Allah dileseydi sizi sıkıntıya sokardı. Şüphesiz Allah mutlak üstün ve her hükmü doğru olandır.

4/2 - 4/6 - 49/10




221
Müşrik kadınlarla, onlar iman etmedikçe evlenmeyin. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir kadından daha hayırlıdır. İman etmedikçe, müşrik erkeklerle mümin kadınları nikâhlamayın. Mümin bir köle, hoşunuza gitse bile müşrik bir erkekten daha hayırlıdır. İşte onlar sizi ateşe çağırırlar. Allah ise, izniyle, cennete ve bağışlamaya davet eder ve insanlara düşünüp ibret alsınlar diye ayetlerini açıklıyor.

4/24 - 3/133 - 10/25 - 24/3




222
Sana, kadınların adet halinden de soruyorlar. De ki: “O bir ezadır. Adet halinde iken kadınlardan uzak durun, temizlenmelerine kadar onlara yaklaşmayın. Temizlendikleri zaman, Allah’ın size emrettiği yoldan yaklaşın. Allah, şüphesiz tövbe ile yanlıştan dönenleri sever ve temizlenenleri de sever.

2/223 - 2/228




223
Kadınlar sizin soyunuzu devam ettirmeniz için birer tarla mesabesindedir! Tarlanıza istediğiniz (Allah’ın emrettiği) gibi gelin, kendiniz için de önceden hazırlık yapın. Allah’a karşı sorumlu davranın ve iyi bilin ki Ona mutlaka kavuşacaksınız. Bunu müminlere müjdele!

58/2 - 65/5»65/7




224
Yeminlerinizle iyilik yapmanıza, sorumlu davranmanıza ve insanların arasını bulmanıza Allah’ı engel kılmayın. Allah, her şeyi işiten ve bilendir.

4/114 - 49/9»49/10




225
Allah, sizi kasıtsız yeminlerinizden dolayı sorumlu tutmaz, fakat bilinçli yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar. Allah, eşsiz bir bağışlayıcı ve hemen cezalandırmayandır.

5/89 - 58/16 - 63/1»63/2




226
Kadınlarına yaklaşmamaya yemin edenlerin, dört ay beklemeleri gerekir. Eğer dönerlerse, şüphesiz Allah eşsiz bir bağışlayıcı ve sınırsız merhamet edendir.

4/35 - 58/3»58/4




227
Eğer boşanmaya karar verirlerse, şüphesiz Allah her şeyi işitendir, bilendir.

2/226»2/242 - 65/1»65/6




228
Kadınlar boşanma haklarını kullanırlarsa, kendi başlarına üç adet dönemi beklerler. Eğer onlar Allah’a ve ahiret gününe inanıyorlarsa, Allah’ın kendi rahimlerinde yarattığını gizlemeleri helal olmaz. Eğer, bu süre içinde barışmak isterlerse kocaları da onları almaya daha çok hak sahibidirler. Erkeklerin kadınlar üzerinde bulunan hakları gibi, kadınların da erkekler üzerinde hakları vardır. Erkekler, eşleri üzerinde önceliğe sahiptirler. Allah, mutlak üstün olan ve her hükmünde doğru karar verendir.

2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




229
Boşanma iki defadır, sonra ya iyilikle tutmak ya da güzelce salıvermek gerekir. Kadınlara verdiklerinizden bir şeyi (Mehri) -kadın ve erkek Allah’ın çizdiği hududu ihlal etmekten korkmadıkça- geri almanız size helal değildir. Fakat onların, Allah’ın çizdiği hududu ihlal etmelerinden korkarsanız, o zaman kadının kocasına fidye vererek boşanmak istemesinde ikisine de günah yoktur. Bunlar, Allah’ın yasal sınırlarıdır; onları çiğnemeyin. Kim Allah’ın koyduğu sınırları ihlal ederse, işte onlar zalimlerin ta kendileridir.

2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




230
Erkek; kadını üçüncü defa boşarsa, bundan sonra kadın başka birisiyle evlenmedikçe bir daha kendisine helal olmaz. Eğer ikinci koca da onu boşarsa, Allah’ın yasalarını koruyacaklarına inanırlarsa birbirlerine dönmelerinde bir günah yoktur. Bunlar, Allah’ın koyduğu sınırlardır, bunları bilen bir toplum için açıklıyor.

2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




231
Kadınları boşadığınızda, onların da bekleme süreleri sona erince ya onları güzellikle tutun ya da güzellikle bırakın. Fakat onlara zarar vermek ve haklarını ihlal etmek niyetiyle zorla alıkoymayın. Kim bunu yaparsa şüphesiz kendisine yazık etmiş olur. Allah’ın ayetlerini hafife almayın. Allah’ın üzerinizdeki nimetini, kendisiyle öğüt vermek için size indirdiği kitabı ve hikmeti düşünün. Allah’a karşı sorumlu olun ve bilin ki, kesinlikle Allah her şeyi bilendir.

2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




232
Kadınları boşadığınız vakit, onlar da bekleme sürelerini bitirince, aralarında doğru bir şekilde anlaştıkları takdirde, kocalarıyla evlenmelerini engellemeyin. İşte, sizden Allah’a ve ahiret gününe iman edenlere bununla öğüt veriliyor. Bu, sizin için daha nezih ve daha temizdir. Allah bilir, ama siz bilmezsiniz.

2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




233
Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için tam iki sene emzirirler. Annelerin yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak, çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Kişiye gücünün üstünde bir şey yüklenmez. Çocuğu yüzünden anne de, çocuk kendisinin olan baba da zarara sokulmamalıdır! Vârise de aynısı düşer. Eğer anne ve baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de günah yoktur. Çocuklarınızı (sütanneye) emzirtmek isterseniz, vereceğiniz ücreti örfe uygun bir şekilde öderseniz size bir günah yoktur. Allah’tan sakının, iyi bilin ki Allah yaptıklarınızı görmektedir.

46/15 - 57/4




234
İçinizden ölenlerin arkasında bırakmış olduğu hanımlar, kendi kendilerine dört ay on gün beklerler. Müddetlerini tamamladıklarında, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

2/240




235
Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya onlarla evlenmeyi içinizden geçirmenizde size bir günah yoktur. Allah, sizin onlara düşündüğünüzü söyleyeceğinizi bilmektedir. Fakat meşru sözler dışında, onlarla gizlice sözleşmeyin. Müddet sona erene kadar nikâh akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah’ın bildiğini bilin de O'ndan çekinin. İyi bilin ki Allah bağışlayandır ve hemen cezalandırmayandır.

2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




236
Hanımlara temas etmeden veya mehirlerini biçmeden, onları boşarsanız sizin üzerinize bir günah yoktur. Zengin olanlar güçleri ölçüsünde, fakir olanlar da yine güçleri ölçüsünde, uygun bir şekilde onları faydalandırın. Bu iyi davrananların şanına yakışır bir borçtur.

33/49




237
Eğer onlara mehir biçer de temas etmeden onları boşarsanız, kendileri veya nikâh akdi ellerinde olan kimsenin bağışlaması müstesna –belirlediğiniz- mehrin yarısını onlara verin. Mehrin hepsini bağışlamanız takvaya daha uygundur. Şüphesiz, Allah yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

33/49




238
Namazlara, özellikle orta namaza devam edin ve saygı ile Allah’ın huzuruna durun.



239
Eğer herhangi bir endişe taşırsanız, o zaman yaya yahut binekli olarak namaz kılın. Güvene kavuştuğunuz zaman daha önce bilmediğiniz şeyleri size öğrettiği gibi Allah’ı anın. (Namazı kılın)

4/103




240
İçinizden ölüp geriye eşler bırakan erkekler, bir seneye kadar eşleri evlerinden çıkarılmayacak bir geçimlik vasiyet etmiş olmalıdırlar. Şayet kadınlar kendileri çıkarlarsa, kendi haklarında uygun olanı yapmalarından dolayı size bir mesuliyet yoktur. Allah üstündür, doğru karar verendir.

2/234




241
Boşanmış kadınlara örfe uygun şekilde bir geçimlik sağlanmalıdır. Bu sorumlu davrananlar üzerine bir borçtur.

4/20 - 2/226»2/242 - 4/35 - 65/1»65/6




242
Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor. Belki aklınızı kullanırsınız.

2/177 - 21/10




243
Binlerce kişi iken ölüm korkusuyla yurtlarından çıkanları görmedin mi? Allah onlara önce “Ölün!” dedi; sonra da onları tekrar diriltti. Şüphesiz Allah, insanlara karşı büyük lütuf/ikram sahibidir ama insanların çoğu şükretmezler.

3/166»3/175 - 33/39




244
Allah yolunda savaşın; bilin ki Allah her şeyi işiten ve bilendir.

2/193 - 4/76




245
Allah’a güzel bir ödünç verip de, Allah’ın da karşılığını ona kat kat artırarak vereceği hani kim var? Allah hem daraltır hem genişletir. Siz yalnız O'na döndürüleceksiniz.

57/11»57/12 - 57/18




246
Musa’dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi? Nebilerinden birine demişlerdi ki: “Bize, bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım.” Nebileri de: “Ya, savaş size farz olunca savaşmazsanız? Demişti. Onlar da: “Bizler neden Allah yolunda savaşmayalım ki? Biz yurtlarımızdan ve oğullarımızdan uzaklaştırıldık.” demişlerdi. Fakat üzerlerine savaş farz kılınınca içlerinden pek azı hariç yüz çevirdiler. Allah, savaştan kaçan zalimleri en iyi bilendir.

2/190 - 4/74»4/75 - 47/20




247
Nebileri onlara dedi ki: “Allah, Talût’u size hükümdar gönderdi.” Onlar da: “O bize nasıl hükümdar olabilir? Biz hükümdarlığa ondan daha layığız üstelik. Ona, malca da bir bolluk verilmemiştir.” dediler. Nebileri de: “Allah, onu size seçti, zira onu bilgi ve fiziki açıdan size üstün kıldı. Allah, mülkünü dilediğine verir. Allah’ın lütfu geniştir. O, her şeyi bilendir.” dedi.

3/125»3/127 - 43/31




248
Ve yine onlara Nebileri, şöyle dedi: “Onun, hükümdarlığının belgesi, meleklerin taşıdığı, içinde Rabbinizden bir ferahlık, Musa ailesinin ve Harun ailesinin emanetlerinin bulunduğu sandığı size getirmesidir. Eğer inanıyorsanız, bunda sizin için kesin bir belge vardır.”



249
Talût, ordusuyla birlikte ayrıldığında: “Allah, sizi bir ırmakla sınayacaktır. Kim o sudan içerse benden değildir, kim de ondan tatmazsa o bendendir, sadece eliyle bir avuç içen hariç.” dedi. Onlardan pek azı hariç o sudan içtiler. Nihayet o ve onunla birlikte iman edenler ırmağı geçince, emri dinlemeyenler: “Bugün Câlût’a ve onun ordusuna karşı koyacak gücümüz yok.” dediler. Rablerine/sahiplerine kavuşacaklarını düşünenler ise: “Nice sayıca az topluluklar, Allah’ın izni ile sayıca çok olan toplulukları yenmişlerdir. Allah sabredenlerle beraberdir.” dediler.

21/34 - 3/173




250
Onlar Câlût ve ordusuyla karşılaştıklarında: “Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır. Ayaklarımıza güç ve sebat ver, bu kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et.” dediler.

3/173»3/174 - 47/7




251
Nihayet Allah’ın izniyle onları bozguna uğrattılar. Davut da Câlût’u öldürdü. Allah, Davud’a hükümdarlık ve hikmet verdi, Ona dilediğinden öğretti. Allah insanların birini diğeri ile defetmemiş olsaydı, yeryüzünde düzen bozulurdu. Fakat Allah, âlemlere karşı lütuf/ikram sahibidir.

22/40 - 47/4




252
İşte bunlar, sana olayların gerçek yüzünü aktardığımız Allah’ın ayetleridir. Elbette ki sen gönderilmiş elçilerden birisin.

2/213 - 36/3




253
İşte bu elçiler, bazı özelliklerle birbirlerinden farklı kıldık. Zira Allah, onlardan bir kısmıyla konuşmuş bir kısmını da derecelerle yüceltmiştir. Meryem oğlu İsa’ya da açık belgeler verdik ve onu Ruhu’l- Kudüs/(Cebrail) ile destekledik. Allah dilemiş olsaydı, onların ardından gelenler kendilerine apaçık belgeler geldikten sonra birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat onlar ihtilafa düştüler; onlardan bir kısmı iman etti, bir kısmı da kâfirliği tercih etti.

10/99 - 17/55




254
Ey iman edenler, içinde alışverişin, dostluğun ve de şefaatin olmadığı bir gün gelmeden önce, size rızık olarak verdiklerimizden Allah yolunda harcayın. İnanmayarak kâfir olanlar, işte onlar yanlışta ısrar eden zalimlerin ta kendileridir.

6/94 - 32/4 - 26/100




255
Allah, Ondan başka ilah yoktur. O hayatın kaynağı ve dayanağıdır. Yarattıklarının üzerinde yönetici ve gözeticidir. O'nu ne unutma tutar ne de uyku. Göklerde ve yerde olanların hepsi O'nundur. O'nun izni olmadan O'nun katında şefaat edecek de kimmiş? O, onların önlerinde ve arkalarında olanı bilir. Onlar, O'nun ilminden ancak dilediği kadarının dışında hiçbir şey kavrayamazlar. O'nun otoritesi, gökleri ve yeri kaplamıştır. Onları koruyup gözetmek O'na asla ağır gelmez. Allah çok yücedir çok büyüktür.

3/2 - 20/10 - 59/22 - 59/23 - 59/24 - 22/76




256
Dinde zorlamanın/baskının hiçbir şekli yoktur. Hak yol, batıl yoldan apaçık ayrılmıştır. Kim tağutu şer güçleri inkâr ederde Allah’a inanır-güvenirse, muhakkak ki o, kopması mümkün olmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

11/28 - 3/4 - 39/17




257
Allah, iman edenlerin velisi ve koruyucusudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Gerçeği örtbas eden kâfirlerin evliyası ise tağuttur/azgınlardır. Onları aydınlıktan karanlıklara sürüklerler. İşte onlar ateş halkıdır. Orada kalıcıdırlar.

3/68 - 3/196 - 14/1




258
Allah kendisine hükümdarlık verdi diye şımarıp, Rabbi hakkında İbrahim’le tartışmaya gireni görmedin mi? İbrahim: “Benim Rabbim yaşatır ve öldürür.” demişti. O da: “Ben de öldürür ve yaşatırım.” demiş. İbrahim de: “Benim Rabbim, güneşi doğudan getirir; haydi sen de onu batıdan getir!” deyince, o kâfir şaşırıp kalmıştı. Allah, haddini aşan zalimleri emellerine ulaştırmaz.

6/80»6/83 - 10/31




259
Veya altı üstüne gelmiş, ıssız bir beldeye uğrayan kimse gibi, “Allah burasını, ölümden sonra nasıl diriltir?” demişti. Bunun üzerine Allah, onu yüz yıl ölü bıraktı, sonra onu diriltti. Ona: “Ne kadar kaldın?” demişti. O da: “Bir gün veya bir günün bir kısmı kadar kaldım.” demişti. “Hayır, yüz yıl kaldın. Öyleyse yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Eşeğine de bak, seni insanlara ibret kılmak için; bir de o kemiklere bak, nasıl bir araya getiriyoruz. Sonra da onlara et giydiriyoruz?” demişti. O kendisine bunlar apaçık belli olduktan sonra, “Artık biliyorum ki Allah’ın her şeye gücü yeter.” demişti.

18/19 - 22/5»22/6




260
İbrahim; “Rabbim, bana ölüleri nasıl dirilttiğini göster.” demişti. Allah, “İnanmıyor musun?” buyurunca, “Evet inanıyorum, fakat kalbimin yatışması için!” demişti. “Öyleyse dört kuş tut. Onları kendine alıştır, sonra onları her birini bir dağın üzerine sal. Sonra da onları çağır. Sana uçarak gelirler. Bil ki Allah, üstün ve güçlü olandır, her hükmünde doğru karar verendir.

7/57 - 75/36»75/40




261
Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu; yedi başak bitiren, her bir başakta yüz dane bulunan bir tohuma benzer. Allah, hak eden kişi için kat kat artırır. Allah lütfu/ikramı geniş olan ve her şeyi bilendir.

2/245 - 34/39




262
Mallarını Allah yolunda harcayıp, peşinden verdiklerini başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin ödülleri Rableri katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.

6/48 - 2/38




263
Güzel bir söz ve bağışlama, peşinden eziyet gelen bir sadakadan daha hayırlıdır. Allah hiçbir şeye muhtaç olmayan, hemen cezalandırmayandır.

4/8 - 14/24»14/25 - 35/10




264
Ey iman edenler, Allah’a ve ahiret gününe inanmadığı halde, insanlara gösteriş için malını harcayan adam gibi, başa kakma ve eziyet ederek sadakalarınızı geçersiz kılmayın. Onun durumu, üzerinde biraz toprak bulunan bir kayaya benzer ki, şiddetli bir sağanak yağar da onu topraksız bırakır. Onlar, kazandıklarından bir şey elde edemezler. Allah kâfirler toplumunu amacına ulaştırmaz.

8/47 - 4/38 - 4/142




265
Mallarını, Allah’ın hoşnutluğunu kazanmak ve kendilerinde olan imanı sağlamlaştırmak için harcayanların durumu ise, yüksekçe bir tepede bulunan bahçeye benzer. Oraya sağanak yağmur isabet edince iki misli ürün verir. Oraya yağmur isabet etmese de çiseler. Allah, yaptıklarınızı hakkıyla görendir.

23/60 - 76/8»76/9 - 92/18»92/19




266
Sizden biri arzu eder mi ki, hurma ve üzüm bağları bulunan ve içinden ırmaklar akan, ayrıca içinde meyvenin her çeşidinin bulunduğu bir bahçesi olsun; tam kendisine ihtiyarlık gelip çatmışken, bir de küçük ve güçsüz çocukları olsun. Tam da bu anda ateşli bir kasırga kopsun ve bahçesini yakıp kavursun! İşte Allah, ayetlerini düşünesiniz diye böyle açıklıyor.

39/65 - 68/17»68/33




267
Ey iman edenler, gerek kazandıklarınızın ve gerekse yerden sizin için çıkardıklarımızın temiz olanından infak edin. Gözünüzü kapatmadan almayacağınız, kötü ve işe yaramayan şeyleri vermeye kalkmayın. Bilin ki Allah, hiçbir şeye ihtiyacı olmayan ve övgüye layık olandır.

89/18»89/19




268
Şeytan, size fakirlik vaat ediyor ve size hayâsızlığı emrediyor. Allah ise, size katından bir bağışlama ve bolluk vaat ediyor. Allah lütfu/ikramı bol olan ve her şeyi bilendir.

3/175 - 17/100 - 25/67 - 47/37 - 57/24




269
O, hikmeti dileyen kimseye verir. Kime hikmet/anlama kavrama verilmişse, ona pek çok hayır verilmiştir. Bunu ancak, temiz akıl/derin kavrayış sahipleri anlar.

3/81 - 4/113




270
Varlıktan her ne harcamış veya adaktan ne adamışsanız, şüphesiz Allah onu bilir. Adaklarını yerine getirmeyen zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

76/7




271
Eğer sadakaları açık olarak verirseniz, güzeldir. Şayet onu gizleyip de fakirlere öyle verirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır ve bu sayede günahlarınızdan bir kısmını bağışlar. Allah, yaptıklarınızdan tamamıyla haberdardır.

9/75 - 13/22




272
Onları doğru yola getirmek senin üzerine görev değildir. Fakat Allah, dileyen kimseyi doğru yoluna iletir. Hayır olarak her ne verirseniz, o kendiniz içindir. Siz, sadece Allah’ın rızasını kazanmak için verirsiniz. İyilik olarak ne verirseniz, size tastamam ödenir ve üstelik siz hiçbir haksızlığa uğramazsınız.

12/103 - 28/56




273
(Sadakalar) Allah yoluna kendini adamış, kazanç için yeryüzünde dolaşamayanların hakkıdır. İffetli olmalarından dolayı cahiller onları zengin zanneder. Sen onları simalarından tanırsın, yüzsüzlük edip insanlardan isteyemezler. Hayır, olarak ne harcarsanız, şüphesiz Allah onu hakkıyla bilir.

3/195 - 7/157




274
Mallarını gece ve gündüz, gizli ve açık olarak harcayanlar, işte bunların ödülleri Rableri katındadır! Onlara korku yoktur, mahzun da olmayacaklardır.

13/22 - 76/6»76/22




275
Faiz yani haksız kazanç yiyenler, ancak şeytanın/tefecinin çarptığı kimsenin kalktığı gibi kalkarlar. Bu onların “Faiz alışveriş gibidir” demelerinden dolayıdır. Hâlbuki Allah, alışverişi helal, faizi ise haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir ve buna son verirse, geçmişi kendisine kalmıştır. Onun işi Allah’a aittir. Kim de faize tekrar dönerse, işte bunlar ateş halkıdır. Onlar orada kalıcıdırlar.

3/130 - 4/161 - 30/39




276
Allah, faizin yani haksız kazancın getirisini yok eder ve sadakaları ise bereketlendirir. Allah, hiçbir nankör kâfiri ve günahkârı sevmez.



277
Şüphesiz iman edenler, iyi ve güzel işler yapanlar, namazı hakkıyla kılanlar ve zekâtı verenler; onların ödülleri Rabbleri katındadır. Onlara korku yoktur. Onlar, mahzun da olmayacaklardır.

4/173 - 41/30»41/33




278
Ey iman edenler, eğer siz gerçekten inanmış/mümin iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının ve faizden geri kalanı bırakın.

24/17 - 30/39




279
Eğer böyle yapmazsanız, Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden Elçisi’ne karşı açılmış bir savaş halinde olduğunuzu bilin. Şayet tövbe ile dönüş yaparsanız, ana sermayeniz sizindir. Ne haksızlık edin ne de haksızlığa uğrayın.

2/188 - 4/29




280
Eğer (borçlu) darda ise, eli genişleyinceye kadar ona mühlet verin. Sadaka olarak bağışlamanız, bilirseniz sizin için daha hayırlıdır.

2/271 - 4/85




281
Allah’a döndürüleceğiniz ve haksızlığa uğratılmadan herkese kazandığının tastamam ödeneceği günden sakının.

3/30 - 6/160




282
Ey iman edenler, vadeli olarak birbirinize borçlandığınız zaman onu yazın. Aranızda bir kâtip doğru olarak yazsın. Kâtip, Allah’ın kendisine öğrettiği gibi yazmaktan kaçınmayıp yazsın. Borçlu olan da yazdırsın. Rabbi olan Allah’tan korksun da ondan hiçbir şeyi eksiltmesin. Eğer borçlu akli melekeleri yerinde değilse veya zayıf, ya da bizzat kendisi yazdırmaya gücü yetmezse, onun adına velisi dosdoğru yazdırsın. Erkeklerinizden iki de şahit bulundurun. Eğer iki erkek bulunmazsa, razı olacağınız şahitlerden bir erkek ve biri unuttuğu zaman diğerinin ona hatırlatması için iki kadın şahit tutun. Şahitler çağrıldıklarında kaçınmasınlar. Küçük olsun, büyük olsun borcu vadesiyle birlikte yazmaya üşenmeyin. Bu, Allah katında daha adaletli, şahitlik için daha sağlam, şüpheye düşmemeniz için de en uygun olandır. Ancak aranızda yaptığınız alışverişin peşin bir ticaret olması halinde onu yazmamanızın bir günahı yoktur. Alışveriş yaptığınız zaman da şahit tutun. Ne yazan ne de şahit zarara uğratılmasın. Eğer bir zarar verirseniz, bu şüphesiz sizin yoldan çıkmanız demektir. Allah’a karşı sorumlu olun. Allah size öğretmektedir. Allah her şeyi bilendir.

4/135 - 5/8 - 57/4 - 67/13




283
Eğer yolculukta iseniz bir kâtip de bulamazsanız, alınmış rehinler yeterlidir. Eğer birbirinize güvenirseniz, kendisine güvenilen kimse emanetini ödesin ve Allah’tan korksun. ��ahitliği gizlemeyin. Kim onu gizlerse, o kalben günahkâr olmuştur. Allah, yapmakta olduklarınızı bilendir.

3/175 - 5/106»5/107




284
Göklerde ne varsa, yerde ne varsa hepsi de Allah’ındır. İçinizdekini açıklasanız da gizleseniz de, Allah onunla sizi mutlaka hesaba çekecektir! Sonra da hak eden kimseyi bağışlar, hak eden kimseyi de cezalandırır. Allah, her şey için bir ölçü koyandır.

2/235 - 3/29 - 13/10 - 40/19 - 100/10




285
Elçi, Rabbinden kendisine indirilen/Kuran’a inanıp güvendi, müminler de! Hepsi de Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine iman etmiş ve “Allah’ın elçilerinden hiçbirini ayırmayız. İşittik ve itaat ettik, Rabbimiz/sahibimiz, bağışlamanı dileriz. Sonunda dönüş sanadır.” demişlerdir.

7/158 - 2/177 - 3/84 - 4/136




286
Allah, hiç kimseye gücünün üstünde bir sorumluluk yüklemez. Kazandığı (iyilik) lehine ve işlediği (kötülük) ise aleyhinedir! “Rabbimiz! Eğer unutur veya hata edersek, bizi bununla cezalandırma! Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklemediğin gibi ağır sorumluluklar yükleme! Rabbimiz, gücümüzün yetmeyeceğini yükü bize taşıtma. Bizi affet/muaf tut, bizi bağışla ve bize merhamet et. Sen bizim mevlâmızsın. Kâfirler toplumuna karşı bize yardım et.

6/152 - 23/62 - 22/78

www.allahinhadisikuran.com - Kur'an - Allahın Hadisi